``Sevmek``: SEVGİYİ TARİF ETMEYE KALKSAM, SENİ ANLATIRDIM DÜNYAYA . . .
Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek.Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütünvarlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.
Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.Kıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin.
Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer.Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.
Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünür de, yine ölemeyiz kurtulamamak için.
Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.
Dinle, sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek.
Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız. Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkca o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek.
(ALINTI)
CEVAPLAR
lezce user
20.01.2010
Üye (78 Puan)
Ve insan aşkı yarattı ki, yok bazı toplumlarda aşk olgusu...alas!!!
lezce user
20.01.2010
Üye (299 Puan)
Karanlık çıkmaz bir sokak vardır ya...İnsanı korkutan bir okadar da heyecan uyandıran...Sonunda ufacık da bir ışık olsa ona yetişmeye çalışırız,koşarız peşinden yakalayıncaya kadar.Bir de içimizde tuhaf bir umut beliriverir,bir tutku...Onunla ucuna kadar gidebileceğimizi düşünürüz oysa bir bakarız ki umudumuz bizi yarı yolda bırakmış...Yaşanan herşey bir çırpıda silinip gitmiş...Hayatımızda da böyle değil mi?İncecik bir ufuk çizgisinde yürümez miyiz?Ya seni sevmek?O ayrı bir sırat köprüsü değil mi?Geçtiğin an karşında cennet,yenik düşersen kabir azabı.Yüreğimdeki cennet senin bana gelişlerin,sevişlerin,dokunuşların...Hani iki çift güzel lafın...Ya kaçışların,gidişlerin???Kabir azabı değil mi?Sen bilebilir misin ki gözyaşı ne demek?Bir hıçkırış,bir yalvarış,bir dua...
Beni sensizliğe düşüren sen değil misin?Onca sevdiğini yerden yere vuran...Sonra yaraları sarmaya çalışan...En güzel mutlulukları yaşattığın,sonra en büyük acıları gösteren...Beni hiç düşündün mü?Bazen küçük bir ihmalkarlık yaşama mal olur,bilebildin mi?Ya ilgisizlik,sevgisizlik öldürmez mi?Ayrılığı damarlarına işletip,başkasını çekici yapmaz mı?Kafam allak bulak,sıkılıyorum dediğim zamanlar bunların birer bileşkesi...Bilemedin,anlayamadın...
Ama ya tam git,ya tam kal!!!.
lezce user
22.01.2010
Üye (299 Puan)
Aşk tarafsızlığını yitirmişken,
Yamalı yüreğimi iade ediyorum karanlığa..
Heybemde hüzünlerimle gidiyorum.
Olur da bir gün aramak istersen beni,
Bir ömür uzaklıkta zannetme..
Ben sana bir nefes kadar yakın olacağım.
Çünkü ben beş harfli adında
Sana yaşıyor olacağım
Gecenin infazındayım..
Gözlerimde uykusuzluk,
Çöllerimde susuzluk varken,
Dudaklarında soluyor geleceğim
Oysa ben sana geliyorum sevgili..
Adımlarım ürkek olsa da
Yollarım sana,
Sabrım sana..
Biliyorum bu firar girişimi..
Sana gelen vagonlara kaçak bindim ben..
Farkındayım.Biletsizim..
Bir o kadar da öznesiz..
Urbamda fakir yüreğim,
Avuçlarımda hüznüm sana gelmekteyim
Senden ne bir ömür istiyorum
Fakir yüreğime feda edilecek,
Ne de bir ten diliyorum
Acılarımda heba edilecek
Sadece benle başlayıp senle biten cümle..
Sana geliyorken,
Yüreğinde bir cümlelik yerin var mı ?
lezce user
22.01.2010
Üye (299 Puan)
Sevgili, sen forumları okumazsın, sana yazılan şeylerden asla haberdar olamazsın. Sen, ben en yakınındayken, en uzağımdasın dersin, elimi tutabilecekken, arkanı dönüp gecenin karanlığına dalarsın. Bütün cümlelerim sana ihanettir ve benim sesim senin en çok korktuğundur. Sen, sevgili olan taraf ben, sevgili olmayan tarafım bu ilişkide. Sen sevilmediğini sanan, ben sevilmediğimi hisseden tarafım. Bir ilişkide yok aslında ortada. En büyük ütopyamın, en çılgın parçası gibi ``biz`` köşesi. Ve herşey bitmeli, yeni bir başlangıç olması için...
lezce user
22.01.2010
Üye (299 Puan)
esra_ teşekkür ederim ben, hem paylaşımların için hemde dileklerin için :) umarım diyeceğim sadece ama umduğum için değil. Ben kendimi hep otobüs durağına benzetirim. Herkes gelir bana, herkes kalır bende. Yağmurdan kaçanda gelir, isteyenlerde gelir. Ama otobüs geldiği zaman herkes gider. Son yolcusunu bekleyen, en son otobüs durağıyım.
lezce user
22.01.2010
Üye (299 Puan)
Bu aşk mı hırçınlaştırıyor beni,yoksa aslında yokluğuna mı isyanım bilmiyorum.Ama ben,sensiz gecelerin hesabını tutmaktan bıktım.Seni var bilirken, sana ulaşmak mümkünken kendime gölgemi arkadaş edinip bütün bir geceyi onunla konuşarak geçirmek istemiyorum.
Ya elinde sönmeyen mumlarla gel,ışıl ışıl yapalım dünyamızı ya da bırak,karanlıkta görmeye de alışırım ben.
Bir yakıp bir söndürme ışığı.
Ben ``aşk`` istiyorum,yarım yamalak sevdalar değil...
Mehmet ÇOŞKUNDENİZ...
bazen erkekler aslında kadınlardan daha mı duygusal diye sormadan edemiyorum...
lezce user
22.01.2010
Üye (2 Puan)
bence karşındakilere kadın-erkek diye değil insan diye bakmak gerekir :)
lezce user
22.01.2010
Üye (299 Puan)
bende merak ediyorum, neden erkekler! aşk konusunda kadınlardan! daha duygusal daha derin şeyler yazabiliyorlar? ayrımcı değilim kesinlikle ama düşündüğüm zaman en sevdiğim şairler erkek, yazarlar erkek... erkeklerin kelimelerini okuyorum, erkeklerin hayallerini dinliyorum... kelime kökenleri hakkında fazla bilgim olmasada ``human`` insan, insani demek. insan bile erkekten geliyor... kadınlar bile erkekleşmeye çalışıyor. kadını hangi köşeye koyacağımı bilemiyorum. yinede baktığım zaman insanı görüyorum, bunuda hayalpesertliğime bağlıyorum.
lezce user
16.03.2010
Üye (299 Puan)
gözlerinden süzülenlerin bir anlamı yok artık
sessizliğin boğulduğu bir gecede son kez adımlarımı sürüyorum
perdeler kapattım geçmişime dair
sandıkta sakladım vurgunlarımı
çantamı boşaltıp eskileri atıyorum
sakın direnme artık seni yüreğinden terk ediyorum...
ayası acıyor uzattığım elimin
seher ağlı...yor, ben gidiyorum
yalnızlığa alışmak zor gelirse eğer
sessizliği dinle, sana bırakıyorum
geceler büyüttüm bugünlerim için
diyarlar geçerim, peşimde ordularım
bir telini kopardığım yayımın
hüznünü masanda tutuyorum
boşa ısrar etme artık
seni yüreğinden terk ediyorum...
omuzlarım ağrıyor yılları taşımaktan
yükümün resmi bir kar tanesi
belirsiz bir suret bakıyor uzaktan
canımı acıtıyor cebimdeki neyin nesi
sarı zarf içinde bir mektup bırakıyorum
artık okunaklı değil yazım
boş odaların uğultusundan korkuyorum
koca bir umudu aldım gidiyorum
peşimden gelme artık
seni yüreğinden terk ediyorum...
lezce user
16.03.2010
Üye (299 Puan)
ee, kem, küm..
Diyerek başlar çekingen sevdalar.
Gereksizdir çırpınışlar ve yakarışlar,
Kapılmışsındır bir kere,
Gidiyorsundur çırpındıkça en dibe,
Kaçmak boşa,
Unutmak boşa,
Sevmiştir bir kere yüreğin,
Beynin unutmaya çalışsa ne fayda..
Heey...
Sil göz yaşlarını,
Unut sende romanları,
Masallardaki mutlu sevdaları,
Dön dünyaya ve gör,
Aşk uğruna yarım kalan hayatları..
Alper TUNA
lezce user
16.03.2010
Üye (299 Puan)
yüzü çizilmiş lekeli bir sokaktır şimdi içim
karanlığı yırtan naralarıyla birazdan
kendini paralayan sözler geçecek üzerimden
üfleyerek kapatacak lambalarını dilim
demli bir yaş akacak kalemimin ucundan
ve özlem ıslaklığı mendiller düşecek gözlerimden
saçlarını kirpiklerimle taradığım
sevgiliye dair kelimeler
ve dizlerini karnına çekmiş
hüzünlü cümleler
ardımdan ağlamasın!
ellerimi başımda kavuşturmuş
satır arası bir ötenaziye duruyorum
giyotine bırakıyorum can hıçkırığı parmaklarımı
sipere yatmış kurşun asker telaşından
kendimi vuruyorum
beni kimse anlamasın!
eyy! yazılmayan öyküm
ve incilerini nakaratında taşıyan türküm
sesi gür
vicdanı hür
adımlarını nergislerin ayak bileğinden koparan şiirlerim
ruhumla bedenim arasında tek aynasınız
kervan yükü dert yüklediğim sayfalarım
hoşçakalın!
şimdi çıplak bir gecede kirli bir ay suretine astığım
kendim kadar yalnızsınız!
tren katarlarıyla el sallayıp giderken harfler
erdemin muhtırasında can çekişiyor satırlarım
gün tenini
gece rengini
başım gövdesinden diz(e)lerini kaybediyor
duyulmayan bir göçük altında imdat sesi avazım
önce solduğumu
sonra öldüğümü anlatıyor ah’larım
ve geride kırık bir cam endişesi kadar ıssızlığım yankılanıyor
belki ;
dilencisi olurum sonra mahçup bir bağışlanmanın
hatta bir ağaç dikerim ömrüm yeterse
dal büyür
kalem olur
ve belki sayfayla öpüşür yeniden severse
-şimdi her şey biraz yarın-
-ve her şey biraz yarım-
her canım yandığında bir şiir düşüyor içime... bir şiir, bin şiir oluyor dilimde. katlanamıyorum geceye, güneş doğsun istiyorum gönlüme ama karanlık çekilmeden güneş yol bulamıyor kendine. işte o zamanlar güneşe dokunmak istiyorum, öylece. kendimle güneş arasında bir yol kurmak, her üşüdüğümde güneşe yürümek istiyorum kendimce. her canım yandığında bir suskunluk düşüyor içime... suskunluğumla boğulmak, toza karışmak istiyorum. tüm dünya geçiyor gözlerimin önünden, hangi rüzgara kapılacağımı önemsemiyorum. her insana bulansam, her gözyaşının tadına baksam bulur muyum kendimi kendimde? durduğum, gördüğüm, düştüğüm yer aynı olabilir mi ki? kendi kalbimi kendim kırmaktan yoruldum, üşüyor ruyayorumu bu gece...
lezce user
18.03.2010
Üye (78 Puan)
Şairlerim hep kadındır,eğer ayırım yaparsam.Sylvia, Nilgün, Sappho, Gülten,..uzar gider.Rüyalarımda konuştuğum onlar.Yok mu erkek şiirleri bende? Var, girmişlerdir düşlerime onlar da...Özdemir Asaf yanıbaşımdaydı,dokunsam ne derdi kim bilir dizelerine...Aşk teması mı çoğunlukta olacak yazdığın ya da alıntı yaptığın şiirlerde,sevgili ruyayorumu?Emeğine sağlık...devamını beklerim...
lezce user
18.03.2010
Üye (299 Puan)
Aşk çok genel bir duygunun ismi benim için. Yani aşk denildiği zaman beraberinde gelen o kadar çok duygu var ki... Kiminin ismi var kiminin ismi bile yok. Bazen neşe, sevinç, mutluluk, bazen acı, üzüntü,keder ama hep yaşanmak istenen. Benim ki olsa olsa anlamak istegidir sadece. İnsanı anlama, insanı tanıma isteği. Sadece yorum yapmakla olmaz zannımca, sende paylaş içinden geçenleri morrow. Herkes yorum yapabilir ama kendinden de birşeyler katmak önemlidir. Nilgün Marmara yı anlat bize şiirleriyle, Sappho`yu, Sylvia`yı okuyalım bizde. Daha çok var edelim onları, daha iyi anlayalım, varlardır deyip unutmak olmasın yaptığımız.
lezce user
19.03.2010
Üye (1 Puan)
aşk dünyanın en güzel duygusu iken aynı zamanda neden an çok acı veren oluyor;??
lezce user
19.03.2010
Üye (299 Puan)
Acı olmasaydı, aşk olmazdı zannımca. İçimizde hissettiklerimiz bir yana, o duyguları çoğaltan şeyler var. İmkansız olması, ulaşamamak,reddedilmek, beraber olmak ama hayatın engeller çıkarması, aileler, kaybetme korkusu. Bunlar olduğu zaman içimizdeki duygular kabarıveriyor çoğunlukla. Deli divane dolaşıyoruz sokaklarda :) Acı çekiyoruz, aşkı var ediyoruz. Tabii istisnalar yok değil, karşılıklı aşk yaşıyorum diyenlerinde yorumunu duymak isterim ben. Aşk`ı Aşık`ın dilinden dinlemek güzel olur...
lezce user
02.04.2010
Üye (299 Puan)
``Sensiz`` bir hayat; tebeşirle kara tahtaya birşeyler yazmak kadar kolay değil.. !
Aşk suçüstü yakalanmıştır...
Bu ayrılığın, bu delilsiz cinayetin tek failiyiz biz...
Sen ve ben...
Suçluyuz sanık sandalyesinde..
Adlarımız mutluluk diyarından sınır dışı edilmişken
Aynı cümlenin icinde özneyle yüklem olmak neye yarar ki...
Artı...k suçumuz sabit...
Cezamız müebbet...
Şimdi sen başka kollarda
Ben ise karanlığın koynunda yaşamaya mecburuz...
Aşkı öldürmekten yargılanıp bir ömür boyu ``yalnızlığa`` mahkumuz...
Ne sen bana ait, ne de ben sana...
Artık biz iki yakası hiç kavuşmayacak kör uçurumuz...
Çünkü biz, büyük bir aşkı öldürmekten ömür boyu mahkumuz...
Tamamlanmamış söz olmuşken mutluluğun dudağında
Tek başına acıları sırtlanmak neye yarar ki...
Ömür boyu iki yabancı olacaksa gözlerimiz birbirine
Neye yarar ki aynı cümlede yan yana durmak...
Geleceğine ve yüreğine ayrılık ipotek koymuşken
Neye yarar ki sen diye soğuk duvarlarla konuşmak...
Sen ve ben iki suçluyuz artık...
Şimdi susma vakti...
Ve demir parmakların arasından görebildiğimiz gökyüzüne bakıp bakıp
Bu sevdayı ``ayrılığa`` gömmeliyiz...
Gömmeliyiz, çünkü biz iki yakası kavuşmayacak iki uçurumuz...
Çünkü biz aşkı ``öldürmekten`` suçluyuz...
Suçlu ayağa kalk...!
Sen ve ben... Ya da biz... Sanık sandalyesindeyiz...
Sen ve ben, ya da hayat... Ayrılığa hüküm giymişsiz...
Çünkü suçumuz sabit...
Cezamız ömür boyu müebbet...!
lezce user
15.04.2010
Üye (299 Puan)
Birinin sevgilisi olmak..
Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta!
Biraz korunmak, biraz şımarmak...
Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bi yerlerde çay içmek, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!...
Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara!
Sabahları uyandığımda ``günaydın sevgilim`` mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum!
Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak...
Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi...
Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!
Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum ``neredesin`` diye, ``Hımm kim aradı bakayım`` diye! Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun..
Biliyo musun ne oldu?`` ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur.
Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. ``Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş`` falan desin bi de sonunda...
Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.
Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa, kimseyle film seyretmeyeceğim.
Zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz:):