tr en sk zh ru ro pl nl it fr es el de cs
AnaSayfa lezbiyen Haber lezbiyen Makale lezbiyen Seri ilan lezbiyen İtiraf lezbiyen Duvar lezbiyen Magazin lezbiyen Eğlence lezbiyen Astroloji lezbiyen Forum lezbiyen Sohbet  

Foruma hoş geldiniz


KONU [Forumlar] [Konular]
lezce Tarih : 24.04.2013

Üye
(14 Puan)

      Huzursuzluğun Kitabı:
Benim hayatımda özel bir yeri olan;Pessoa.
Sizinle tanışmak istiyor..

Edebiyat dünyasının en renkli, en özgün yazarlarından biridir o, hiç kuşkusuz, Portekizli şair Fernando Pessoa.
Portekiz dilinde adı kişi anlamına gelen “Pessoa”, tek kişilik bir şair hayatı ile yetinmeyerek, ``heteronym`` dediği her birini özel bir biyografi, hayat felsefesi, inanç, politik görüş, estetik bakış ile donattığı yetmişi aşkın kişi yaratmış, ve arkasında bir sandık dolusu eser bırakmıştır.

Pessoa’nın kendi deyimi “heteronym”, çoklu kimlik anlamına gelmektedir. Fernando Pessoa, kendinden bağımsız olarak hareket eden kendi yetenekleri, kendilerine özgü dünya görüşleri ve kendilerine ait edebi tarzları ile Alberto Caeiro, Alvaro de Campos, Ricardo Reis ve bir de yarı-heteronym dediği düzyazışiir ile yazan Bernardo Soares isimli şairi edebiyat dünyasına kaazandırmıştır. Birbirlerinden bağımsız tarzda eserler veren bu şairler Pessoa’nın aracılığı olmadan birbirleri ile ya
rışır, zıtlaşır, tartışmalara girerler. Pessoa Bir keresinde Alvaro de Campos ile Alberto Caeiro kavgaya tutuşunca gerçek gözyaşarı döktüğünü söyler.13 Haziran 1888’de Lizbon’da doğan Pessoa, 1896’dan 1905’e kadar, üvey babasının konsolos olarak görev yaptığı Güney Afrika’da yaşadı. Portekiz’e dönmesinden sonra, öldüğü 30 Kasım 1935’e dek, Lizbon’dan ayrılmadı. Öldüğünde, pek tanınmayan bir şair, ama Portekiz modernizmine damgasını vurmuş bir kişilikti.

Dİyordu ki:
Yaşamak bir başkası olmaktır. Ve insan bugün, dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır. Dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı bugün de anımsamaktır yalnızca. Artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır.Pessoa,asla bir geleceğe sahip olamadığını düşünürdü.Pessoa için Bütün bu heteronymlerin bedeli ağırdır:

“İçimde çeşitli kişilikler yarattım. Rüyalarımın her birinde rüya görmeye başladığım an, hemen başka bir kişi halinde ete kemiğe bü
rünüyor. Sonra rüyayı gören o oluyor, ben değil.

Yaratmak için yok ettim kendimi. Çeşitli oyuncuların çeşitli oyunlarını sergiledikleri boş bir sahneyim ben.”Diyordu..
Bütün bunlardan olsa gerek, yoğun acı, yazarın da belirttiği gibi kayıtsızlığa yol açacaktır. Aynı noktadan çıkarsama yaptığımızda ise, Huzursuzluğun Kitabı`nda, eylemsizliğin yüceltilmesi, bir anlamda, duyarlılığın üst seviyelerde olmasıyla ilgili gibidir.
Hayaller ve gerçeklerin sürekli birbirlerini yok etme savaşı verdiği, pratik yaşama mal olan tüm değer ve hayallerin yaşam tarafından anlamsızlaştırıldığı şeklinde de anlaşılan Huzursuzluğun Kitabı, hayatın anlamını sorgulamak açısından sarsıcı bir etkiye sahip.

Şimdi gelin Pessoa`nın algı tarlasında biraz düşünelim?.
Çok yorgundu Pessoa,ve çok sıkılgan.Şöyle diyordu, bir başka satırında kitabının:Kalbimde sıkıntılı bir huzur var ve dinginliğim tamamen kaderime razı olmamdan kaynaklanıyor.
Ve kendi iç seslenişlerinde yineliyordu
çok düş kurduğunu:

Çok düş kurdum ben. Bunca düş kurmuş olmaktan yorgunum, ama düş kurmanın kendisinden yorulmuş değilim
kesinlikle. Kimse yorulmaz düşten, çünkü düş unutmaktır ve unutmak üstümüzde ağırlık yapmaz; uyanık uyuduğumuz, rüyasız bir uykudur unutmak. Düşlerimde her şeye sahip oldum. Uyandığım zamanlar da oldu, ama bunun ne önemi var? Kaç kez imparator oldum kim bilir! Hem de en anlı şanlılarından; ama ne bayağı insanlar.

Ve sevilmek bu huzursuz adam için bu cümlelerle ifade ediliyordu:

Sevilmek, gerçekten sevilmek nasıl büyük bir yorgunluktur! Başkasının heyecanlarının yükü haline gelmek nasıl bir yorgunluktur! Özgür olmayı, hep özgür olmayı istemiş bir insanı sorumluluk hamalına dönüştürmek: Bazı duygulara cevap vermek, mesafeli davranmama inceliğini göstermek, sırf başkaları kendimizi bir heyecan prensi yerine koyuyoruz, insan ruhunun varabileceğinin azamisini kabul etmek istemiyoruz sanmasınlar diye. Nasıl da yorucudur varlığımızın bir baş
kasının duygularıyla olan ilişkisinin esiri olduğunu hissetmek! Öyle ya da böyle, ister istemez bir şey hissetmek, gerçekte tam bir karşılık bile bulmaksızın, biraz da olsa sevmek zorunda olmak nasıl bir yorgunluktur!

Pessoa`nın, yalnız imgeleminde yaratmakla kalmadığı, yaşamın içinde gerçek kıldığı o düşsel şairler dünyası salt bir oyun mu?Yoksa oyun,bizim bilincimizde dönüştürdüğümüz gerçeğimiz olarak mı karşımıza çıkıyor.
NE ÖNEMİ VAR?
Huzursuzluğun kitabı,huzurunuz olsun..
Pessoa,Ne mutlu yaşamlarını kimseye emanet etmeyenlere dememiş miydi!
Huzurda kalın..
 
 
 
CEVAPLAR


Şu an hiç cevap yok!


Sayfalar:


 
-----------------------------------------------------
Copyright©2008 - Lezce bir Kodme hizmetidir
-----------------------------------------------------


forum, chat, sohbet, haber, sinema, arkadaş, partner, muhabbet, odaları, odası, kanalı, itiraf, sitesi, siteleri.