Haber |

"Ayrımcılığa Karşı Pes Etmeyin, Mücadele Edin"


Uluslararası Lezbiyen ve Gey Derneği – ILGA, savunuculuk eğitimi için İstanbul’a geldi. ILGA Politikalar Direktörü Silvan Agius ve SpoD başkanı Sedef Çakmak ile buluşup, LGBT’lere karşı ayrımcılığı ve mücadele stratejilerini konuştuk.

Uluslararası Lezbiyen ve Gey Derneği - ILGA Avrupa, 14-16 Haziran tarihleri arasında hem Türkiye'den hem yurtdışından yaklaşık 30 aktiviste savunuculuk eğitimi vermek üzere İstanbul'a geldi.

Programa İtalya, Arnavutluk, Malta, Kıbrıs, KKTC, Yunanistan ve Türkiye'den aktivistler katıldı. Bu eğitimin ardından ILGA yetkilileriyle birlikte SPoD'dan (Sosyal Politika, Cinsiyet kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) bir temsilci BDP'den Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile CHP'den Muharrem İnce ve Binnaz Toprak'la görüşecek.

Biz de ILGA Avrupa'nın Politikalar Direktörü Silvan Agius ve SpoD başkanı Sedef Çakmak ile buluşup, LGBT'lerin yaşadıkları sorunları ve mücadele stratejilerini konuştuk.

ILGA nasıl kuruldu ve nasıl bu kadar büyük bir ağ haline geldi?

Silvan Agius: ILGA 1970'lerde kurulduğunda Batı Avrupa'yı kapsayan (İtalya, İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka vs) bir kuruluştu. Aktivistler yaşanılan sorunları uluslararası boyutta ele almak ve çözüme ulaştırmak için bir ağa ihtiyaç olduğuna karar verdi.

1978'de resmi olarak kurulan ILGA'nın altı bölgesel ağı var. ILGA Avrupa, 1996'da kuruldu ve altı bölge arasında en büyük ağ. Tüm dünyada ILGA'ya üye 900'ün üzerinde derneğin 360'ı Avrupa'da bulunuyor. ILGA Avrupa olarak, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi gibi kuruluşlarla birlikte çalışıyoruz.

ILGA ne gibi faaliyetler yapıyor? Bu ağdan beklentiler neler?

Silvan Agius: Aslında bu bölgedeki duruma, sorunlara göre değişiyor. Örneğin Arap dünyasında eşcinsellik suç olarak sayılıyor, hatta bazı ülkelerde ölüm cezaları var.

Avrupa'daki durum ise çok daha farklı. Yasaların en kötü olduğu ülkeler bile, diğer bölgelere göre daha pozitif haklar için çalışıyoruz. Çünkü Avrupa ülkelerinin çoğunda eşitlik ve tanınma anlamında yasal düzenlemeler var, eşcinsel ilişki, Kuzey Kıbrıs dışında hiçbir ülkede suç sayılmıyor.

Kıtaya bir bütün olarak baktığımızda, Avrupa'da sekiz ülkenin LGBT evliliklerini tanıdığını ve diğerlerinin de bu yolda ilerlediğini görüyoruz. Ama üzücü olan Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Moldova, Rusya, Ukrayna gibi ülkelerde bir tıkanıklık yaşanıyor. Eşitlik konusunda ileri adım atmadıkları gibi, bu ülkelerin bazılarında geriye gidişler de yaşanıyor.

Avrupa'da milliyetçi partiler yükselişe geçti. Bu eğilim LGBT hareketini etkiliyor mu?

Avrupa'da merkez sağ partiler, LGBT'lerin eşitlik taleplerini kabul ediyor. Örneğin David Cameron, "Biz muhafazakarlar evlilik ve aileye değer veriyoruz. Bu temelde, her çeşit aileyi toplum vizyonumuza dahil edebiliriz" dedi. Eşcinsel evliliklerin muhafazakar bir değer olduğunu söyledi.

Merkez sağın yükselişi, otomatik olarak LGBT hareketine zarar geleceği anlamına gelmiyor. Ama örneğin Macaristan'daki merkez sağ-aşırı sağ koalisyon hükümeti tehlikeli bir noktaya gidiyor. Aşırı sağ, tüm azınlıkları etkileyecek değişiklikler yapıyor.

Verdiğiniz savunuculuk programının amacı nedir?

Silvan Agius: Bu sadece bir savunuculuk programı değil aslında, aynı zamanda Akdeniz ağındaki LGBT örgütlerine destek olmak istiyoruz.

Bu programın amacı, ortak sorunlar üzerinde konuşmak ve ortak çözümler üretmek. Gittiğimiz ülkedeki ILGA üyesi dernekler bize o ülkenin sorunlarını ve ihtiyaçlarını aktarıyor ve buna göre bir program hazırlıyoruz.

Örneğin eşcinsel evlilikleri üzerine bir atölye çalışması şu an Türkiye'deki aktivistlerin ihtiyacı olan şey değil. Burada hak savunuculuğu, karşılaşılan zorlukları belirleyip buna göre stratejiler geliştirme, nefret suçlarıyla mücadele ve medyada görünür olma üzerine atölyeler düzenliyoruz.

Programa katılamayan aktivistlere verebileceğiniz öneriler var mı?

Silvan Agius: Öncelikle pes etmeyin. Asla durumu kabullenip, varolan ayrımcılığı görmezden gelerek işinizi yapmaya devam etmek için bir strateji geliştirmeye çalışmayın. Ayrımcılığın isminin konması ve insanların ayrımcılık ve nefret suçlarıyla ilgili endişelerini açıkça dile getirmesi gerekiyor. Birisi ayrımcılığa uğradığında bunu kabullenmeyip, deneyimini kamuyla paylaşması gerekiyor.

Derneklerin ise asıl amaçlarının ne olduğunu belirleyip buna ulaşabilecekleri bir strateji oluşturmaları gerekiyor. Hangi aktörlerle çalışılacaklarını, farklı örgütlerim ortak sorunlara karşı nasıl ortak hareket edeceğini belirlemeleri gerek. Burada kastettiğim koordineli çalışmak.

Düzenlediğiniz atölyelerden gördüğünüz kadarıyla Türkiye'de LGBT bireylerin karşılaştığı başlıca problemler neler?

Silvan Agius: Pembe ve mavi kimlik sistemi de oldukça problemli. Polis şiddeti ve LGBT'lerin uğradığı resmi ayrımcılık da çok net. Özellikle trans bireyler düzenli olarak hak ihlaline uğruyor. Örneğin bir ev kiralamak istediklerinde fiyat artıyor, tek başlarına değil gruplar halinde ev tutmak zorunda kalıyorlar. Toplu ulaşımı kullanamıyorlar, bir yere gitmek için taksi tutmak zorunda kalıyorlar. Polis de trans bireyleri düzenli olarak taciz ediyor.

Lezbiyen ve geyler daha farklı ayrımcılıklara maruz kalıyor. Bunların başında varoluşlarının tanınmaması geliyor. İstihdam ve hayatın diğer alanlarında uğradıkları ayrımcılığa karşı korunmalarını sağlayacak yasal düzenlemeler mevcut değil.

LGBT'ler sokakta ya da işyerinde ayrımcılığa uğradıklarında şikayette bulunmak yerine bundan kaçmaya çalışıyorlar. Bu da onların ülkede eşit vatandaşlar olarak yaşamaları için gereken yasal düzenlemelerin eksikliğini ortaya koyuyor. Yani ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerini söyleyebiliriz.

Bir de davalarda uygulanan haksız tahrik indirimleri var. Bu çok ciddi bir problem. Bir geyin mahkemede "Bu heteroseksüel birey beni tahrik etti, o yüzden öldürdüm" dediğini hayal edemiyorum. Bu çok saçma olurdu. O zaman hakimler neden haksız tahrik savunmalarını cezada indirime gitmek için bir gerekçe olarak kabul ediyor?

Bu sadece yasaların yetersizliğinden değil, adalet sisteminin uygulanmasında yaşanan sorunlara işaret ediyor.

Dediğin gibi LGBT bireyler polis tarafından da ayrımcılığa uğruyor. Dolayısıyla başlarına bir şey geldiğinde polise de gidemiyorlar. Sence ne yapmaları gerek?

Silvan Agius: Türkiyeli aktivistlerin çok iyi yaptığı şeylerden biri raporlama. Avrupa Komisyonu'na, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne, ILGA'ya yaşanan ihlalleri bildiriyorlar. Bu çok önemli ve gerekli bir strateji. Bu bildirimler birçok ulusal ve uluslararası kuruluş tarafından kullanılıyor.

Raporlama çalışması, ihlallerin ne kadar çok ve ciddi boyutlarda olduğunu göstermek adına hayati bir önem taşıyor. Eminim ki ortalama bir Türkiye vatandaşı LGBT'lere yönelik saldırı ve ihlallerin bu kadar ciddi boyutta olduğundan haberdar değildir.

Varolan pozitif gelişmelerden de yararlanmak gerekiyor. Türkiye, Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesiyle İlgili Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ülke. Sözleşmede cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden açıkça bahsediyor. LGBT örnekleri buradan bir açılım elde edebilirler.

Uluslararası lobicilik, yerel politikalar üzerinde güçlü ve hızlı bir etki yapıyor mu? Yoksa bu uzun vadeli bir süreç mi?

Silvan Agius: Önemli tabi. Şimdiye kadar Avrupa Birliği'ne girme meselesi demokratikleşme adına önemli bir etken oldu.

Şimdiyse Avrupa Konseyi, İnsan Hakları Komiseri vs. Türkiye hakkında raporlamalar yapıyor. Uluslararası ilişkilerin de avantajıyla Türkiye'deki LGBT hareketinin ve taleplerinin güçlendiğini düşünüyorum.

Türkiye'deki LGBT örgütlerinin uluslararası ve yerel insan hakları örgütleriyle ilişkileri nasıl? Bu ilişkiler yerel politikalar üzerinde baskı yapmaya yarıyor mu?

Sedef Çakmak: ILGA Avrupa üyesi olduğumuz gibi Türkiye'deki örgütlerle de sıkı ilişkiler içindeyiz.

Birçok LGBT örgütüne kapatma davaları açıldı, genel ahlaka aykırı bulunduk. Bu davalarla mücadele ederken birkaç siyasetçi dışında kimse bize destek olmadı, olanların da tüm bir siyasi sahneyi etkileyecek gücü yoktu. Vatandaşı olduğumuz ülkenin siyasetçileriyle sorunlarımız hakkında konuşamıyor olmak bizi çok sinirlendiriyordu ve ne zaman kendimizi çaresiz hissetsek Avrupa'daki "ağabey ve ablalarımızı" arıyorduk. Bundan hoşlanmıyorduk ama başka seçeneğimiz yoktu.

Bu dönemde Avrupa Konseyi de dahil Avrupalı birçok kuruluş ve örgütle ilişkilerimiz güçlendi. Ve artık meclise gidip milletvekilleriyle yüzyüze görüşmeler yapıyoruz. Bu çok önemli bir şey. LGBT'lerin anayasal talepleri, travesti nedir, eşcinsel nedir gibi açıklamalar bile meclis tutanaklarına geçti!

Türkiye'de LGBT'lerin en büyük sorunlarından biri, Silvan'ın dediği gibi görünmezlik. Daha çok konuşmalı, daha görünür olmalıyız.

Silvan Agius: Ayrımcılığın yükseldiği ülkelerde LGBT bireyler insan hakları çerçevesinin dışında bırakılıyor ve bu çerçevenin içine girmek istiyorlar. Hükümetlerin anlaması gereken, LGBT'lerin taleplerinin özel haklar değil, özgürlük ve güvenlik gibi temel insan hakları olduğu.

Meclise gidip muhalefet partilerinin vekilleriyle görüşeceğinizi söylediniz. Bu görüşmenin satırbaşları ne olacak?

Silvan Agius: Yeni anayasa üzerine yoğunlaşacağız. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadelerinin anayasaya girmesi, Türkiye'nin eşitlik konusunda ilerlediğinin görünür bir işareti olacaktır. Bu sembolik ama önemli bir adım.

Bunu destekleyecek başka yasalar da lazım. LGBT'leri nefret suçlarından ve diğer ihlallerden koruyan maddelerin anayasaya girmesi, polis kuvvetlerinin nefret suçlarını nasıl raporlayacaklarına dair bir eğitilmesi gerekiyor.

Sedef Çakmak: Temelde devleti bize karşı görevlerini yapmaya çağıracağız. Uluslararası sözleşmelerin yerel hukukun üzerinde olduğunu hatırlatacağız. İnsanlar eşcinselliği ister hasatalık ister günah olarak görsün, devletin görevi vatandaşlarını ayrım gözetmeden korumak ve belli yaşam koşullarını sağlamaktır. Bunları hatırlatacağız ve anayasal taleplerimiz tekrar edeceğiz.

Ayrıca muhalefet partilerine (BDP ve CHP) de bize olan destekleri için teşekkür edeceğiz. Üç sene önce bana CHP'li bir vekille oturup konuşacağımı söyleseniz inanmazdım. Ama inanılmaz bir değişim yaşandı. Bu sene Mustafa Sarıgül Onur Yürüyüşü'nde bizimle yürüyecek. Bunlar çok sevindirici şeyler, bir vatandaş olarak kendi ülkendeki politikacılardan ümit besleyebileceğini gösteren şeyler.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Silvan Agius: Burada olmamızın bir nedeni de Türkiye'nin eşitlik konusunda ilerleme göstereceğine dair umudumuz olması. Bu sürece destek olmak istiyoruz. Ayrıca ülkedeki hoşgörü ve eşitlik kültürünü teşvik etmek için sadece ILGA üyeleriyle değil, Türkiye'deki hükümet yetkilileriyle de ilişkilerimizi güçlendirmek istiyoruz. Umuyoruz ki meclis görüşmelerimiz en azından diyaloğu başlatmak için bir adım olacaktır. Daha önce bu süreci başka ülkelerde yaşadık, yani bizim için yeni bir şey değil.

Sedef Çakmak: Türkiye çok hızlı değişen bir ülke ve süprizlerle dolu, iyi veya kötü süprizler. Birçok insan yeni anayasa yazımında umutsuz ya da inançsız ama demokratikleşme adına çok büyük bir adım. LGBT örgütleri bu sürecin bir parçası olmak için elinden geleni yapıyor. Herkesi bu konuda düşünmeye, söz söylemeye ve en azından umutlu olmaya çağırıyoruz

Kaynak: bianet.org


Haber Tarihi : 20.06.2012
Haber Editörü : UntiLSleeP
  «« GERi
Bu haber 118813 kez okundu.

Haberi
Paylaş
Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Not: Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

Habere Yorum Yaz

evetmücadele şart qamabazıları pes edip intihar ediyorlar mademkendini öldürmeye cesaretin var çek git kardeşim ozaman ağlasın ailem perişan olsun ozaman analrlar seni nasıl perişan oldunu ah ah :(
Yazan: Lezce Üyesi

sonuna kadar okuyabilen var mı?
Yazan: Lezce Üyesi

Diğer başlıklardan bazıları.
iOS 6'ya eşcinsel simgeler
Erkek kılığına girip genç kızla seks yaptı
Erkek Oldu ve Evlendi
2012 Hormonlu Domates Oylaması Başladı!
En marjinal dizi yıldızı
"Cinsel Yönelim Haksız Tahrik Değildir"
Bugün, Eşcinsel Hakları Günü
Lezbiyen çift, 4'üz sahibi oldu
Lady Gaga: Gelecekte gibiyim
Fethiye'de evlendiler!