Bilge Adam
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

BEN BİR ÇINAR AĞACIYIM GEZİ PARKINDA

“Genzimde keskin bir koku, alabildiğine hızlı adımlarla yürüyorum Ankara ‘nın sisli, puslu ve karlı sokaklarında. Cesaret yüreğimde, yüreğim özgürlüğün kanadında.. Eve girdikten sonra arkadaşa diyorum ki “Bugün de yırttık!” Yırttığımız neydi? Üniversitenin kapısından çıktıktan sonra sağ salim eve gelebilmekti!”

Yer İstanbul gezi parkı.. Kısa pantolonla gezdiğim dönemler… Yukarıdaki cümleler deniz gözlü babamın ağzından dökülmeye başladığında annem evden getirdiği mini pikniği hazırlıyordu. 68 kuşağı babam o dönemlerin hareketlerini anlatıyordu. Gezi parkının en büyük müdavimi annem her fırsatta kardeşimle beni oraya götürürdü. Arkamdan yaprak sarmalarla orda koşturuldu, koşturma terleyeceksinlerle orada tanıştım. Kimbilir kaç atkı, hırka arkadaş sohbetlerinde orda örüldü sırtımıza. Kardeşim arkadaşlarına kaç kere serenatlar verdi mandoliniyle, ben kaç gösteri yaptım arkadaşlarımla. Gezi parkı ailemizin parkıydı. Nefes aldığımız hava, kendimize geldiğimiz yerdi. Evimizin balkonu, terasıydı, yaşam alanımızdı…

Sonra duyduk ki yıkılacakmış… İki elim kandaydı, her şeyi bırakıp gittim gezi parkına. Bi gördüm ki herkesler orada, herkes bi şekilde çocukluğunu, gençliğini, yeşilini, doğasını, ağaçlarını kurtarmaya gelmiş. İşte dedim budur!

“3. günüydü bekleyişimizin. Sabaha karşı korkunç bir gürültü.. N’oluyor demeye kalmadan keskin duman keskin koku, ciğerlerimiz, gözlerimiz kavruldu, ne nefes alabiliyoruz, ne gözümüzü açabiliyoruz. İnsanlar zorla çadırlarından çıkarılmaya çalışılıyor, çıkmayanlara şiddet uygulanıyor.. Öylesine savunmasız ve öylesine çaresizdik ki yapabildiğimiz tek şey ağaçlara sarılmaya çalışmak oldu! Toplanan çadırlar yakılıyor, gezi parkından çıkmamız için her türlü yol mübah misali şiddet uygulanıyordu güzel yurdumun güzel polisi tarafından.. Biz düşman mıydık? Hepimiz bu devletin insanı değil miydik? Devlet vatandaşına bu zulmü nasıl reva görürdü? İşte asıl isyan böyle başladı..”

Orantısız gücün karşısındaki o bir avuç insanın dimdik vakur duruşunu gören halk, uyandı!

“Ben yaptım oldu, olacak” düşüncesine bir başkaldırıydı bu. Ve mesele iktidarın deyimiyle 3-5 ağaç meselesi değildi artık. Bastırılmış, bir şekilde ezilmiş, milli duygularıyla oynanmış, tarihi değerleri bir bir ortadan kaldırılmış, kişisel yaşam alanına müdahale edilmiş, neredeyse yediğine içtiğine bile devletin karar verdiği bir sistemeydi bu başkaldırış. Yeni değildi elbet bu birikmişlik. Bir kıvılcım yetecekti aslında bu patlamaya, o da gezi parkından geldi…

Önce kırmızılı bir kadın resmi düştü haberlere… Hiç bir şey yapmadan, öylece duran kırmızılı kadın.. Yüzüne sıkılan biber gazının şiddetinden saçları uçuşan kadın yüzünü kapatma gereği dahi duymadan duruyordu. Simgesi oldu direnişin. Sonra üzerine gelen Toma ‘ya karşı “Korkmuyorum senden!” dercesine ellerini kocaman açmış siyahlı kadın.. Ve “Can güvenlikleri kalmadı alın çocuklarınızı” çağrısının ardından almak yerine onlara destek olmak amacıyla çocuklarının önünde birbirine zincirlenmiş kadınlar, annelerimiz, teyzelerimiz, ninelerimiz… Bu direnişin kahramanı gençlerse, mimarı da kadınlardır bana göre.. O anaç yüreklerine rağmen ülkesi uğruna her şeyi göze alabilen cesur kadınlarımızın başlattığı enerji, güç ve motivasyondur direnişe imzasını atan…
Ve bugün gelinen nokta…

Halkın sesine kulaklarını kapatan iktidar, evlere servis sitemiyle panik halinde mitinler yaparak “Yıkılmadım, ayaktayım!” mesajını vermeye çalışıyor. Gezi parkında direniş varken gövde gösterisini pardon mitingini yapamayacağını düşünen hükümet “Ya ordan çıkın ya da biz çıkarmasını biliriz!” dedi. Direnişin 19. gününde dün akşam gezi parkına boşaltma adı altında resmen “Saldırı” başlatıldı. Vali gülen gözlerle mutlu mutlu “Ortada bir sorun olmadığını, kimseye dokunulmadığını sadece marjinal kişilerle küçük bir sorun yaşandığını ama onunda aşıldığını” anlattı! Buna artık söylenecek hiçbir şey yok! Onlarca gaz bombası, iş makinaları, tomalar.. Yaralıların olduğu otelin içine dahi gaz bombası atılıyor, savaşta bile dokunulmayan hastaneye tomayla su sıkılıyor, her yer revire dönmüş, yüzlerce yaralı var ama hiçbir sorun yok öyle mi?

Annelerin, babaların, gençlerin, amcaların hatta dedelerin olduğu bir topluluğa hala “Marjinal” deniyorsa.. Yurt genelinde bir milyona yakın insanın sokaklara döküldüğünü görüp de hala “3-5 çapulcu” gözüyle bakılabiliyorsa bunun tek bir açıklaması vardır; ya akıl tutulması yaşanıyor ya da iktidar kuyruğu dik tutma çabasıyla “Bilerek” çırpınıyor… Oysa ki çırpınmak yerine elini uzatmayı deneseydi, “mış” gibi yapmasaydı tüm bunlar olmayacaktı.

Tarih yazılıyor bu aralar, tüm dünya da bizimle birlikte izliyor tarihi.. İktidar mı biz mi rezil ediyoruz ülkemizi? Ya da bunun adı niye “Rezil” olmak olsun? Herkesin birbirine saygılı olduğu, din ve siyasi görüş özgürlüğünün yaşandığı bir yönetim istemek mi rezillik? Geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmak mı rezillik? Kişisel haklarıma karışma, yatak odama burnunu sokma, beni bir “Meta” gibi fişleme demek mi rezillik? O zaman “Tencere tava aynı hava” deyip kulaklarını kapatmak yerine duysaydın tencere tavaların sesini de kimse sokaklara dökülmek zorunda kalmasaydı!

HAMİŞ : Dün babam anlatıyordu bugün ben anlatıyorum :

Genzimde keskin bir koku, alabildiğine hızlı adımlarla yürüyorum Taksim’in ıslak ve dumanlı sokaklarında. Cesaret yüreğimde, yüreğim özgürlüğün kanadında.. Eve girdikten sonra diyorum ki “Bugün de yırttık!” Yırttığımız neydi? Bu ülkenin vatandaşı olarak ülkemin tomalarına, gaz bombalarına, coplarına rağmen dimdik ayakta kalabilmekti!”

Babamın dizeleriyle benimkiler arasındaki farkı tarih anlatsın yeni nesillere…

Seni seviyorum aslan babammm, senin nezdinde tüm gerçek babaların bu özel gününü kutluyorum…

Işık ve Sevgiyle

Bilge ADAM



Tarih: 18.06.2013

Okunma: 4178
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: sessizkalp
Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Şu anda duruldu gibi dursa da aslında hala kazan kaynıyor. Sadece kısık ateşte olduğu için çok fokurdamıyor. Umalım ki ateş sönsün ve bu kazanın içinden düşünmeyi bilen beyinler fışkırsın. (Artık ne zaman olursa.) Yazılarınızı çok beğenerek okuyorum. Üslubunuz etkileyici. Elinize, yüreğinize sağlık. :D

  Yorumlayan: hatirla_s
Ne güzel bir duygu, ben`ken yalnız,çaresiz,umutsuz bir ben`ken ``BİZ`` olabilmek .on,yüz,bin, derken yüzbinler olup ,çaglayarak akabilmek.
Yüregimize yeniden yerleşen umut ve cesaretle gelecegimize sahip cıkmanın coskusu.Böylesine önemli bir sürece tanık ve müdahil olma onuru...
ÇAPULCU OLMANIN GURURU!
Bilge adam bu güzel ve anlamlı yazı için tesekkür ederim
Çapulculugun daim olsun :)

  Yorumlayan: kedi80
eğer o fotoğraftaki siz iseniz bir hayat boyu severek izlerim sizi bu ne güzellik yaa

  Yorumlayan: Akropolice
Sözde ileri demokrasinin süregeldiği ülkemizde vatandaşın her şeyi sineye çekmesine alışılmıştı. Aniden, gelişen olaylar karşısında aslında hiç de uyumadığımızı görmek yitip giden umutlarımızı yeniden yeşertti. İnanıyorum ki bu geleceğimize sahip çıkma direnişiyle iktidar sandıkta gereken cevabı alacak.

Hocam kaleminize o güzel yüreğinize sağlık. Tüm yaşanan bu sürecin nokta atışlı bir özetini çıkarmışsınız. 68 kuşağına yaptığınız ince gönderme de çok şık durmuş. Sıkı takipçinizim. Sizi çok seviyorummm :) Saygılar…

  Yorumlayan: maschera
Hocammm Seviyorum sizi :))
WE bunu bağıra çağıra söylemeye devam edicem...
Yazılarınızla(anlayana)burda bizlerle olmanız bi ayrıcalıktır...
bu yazınız öyle güzel bi zamanda olmuş ki,yüreğinize saglık... DEMOKRASİ`nin kişiselleştirildiği we bunu birilerinin kendi elinde tutmayı istediği ego` lu bi toplımdayız...belirli kurallar var deyip konuşma ve eleştirme yada eleştiriye cvp vermenin boyutunun olduğunu düşünüp,,,bunu da gayet DEMOKRATİK bi şekilde oluğunu söyleyip (((aslında sadece kendi düşünceleri ile örtüşmediğindendir))) we statüsüne göre yüzsüzce yaptırım uygulayanların bol bol oldugu bi toplumdayız,,,weeeee kendi demokrasisini benimsetmek isteyen we demokrasini bu olmadığını bilen tüm aydınlar için yani herkes için bu yazı,,,hatta SİZ çok büyük anlam ifade etmektesiniz...
DEMOKRASİ demişken. Saygı da bunun bi parçasıdır,uslup dediğimiz şeyde...
YA demokrasinin hakkını ve yada her gezi parkı !!!
TEŞEKKÜRLER HOCAM :)
SAYGILARIMLA :)

  Yorumlayan: Joyeuse
Oylesine susamisiz ki bur butun olmaya, kenetlenmeye, milli degerlerimize, geleneklerimize sahip cikmaya. Oyle yabanci geliyor ki yasananlar simdilerde, cocukluk gunlerime geri donmek istiyorum, hem o gunleri ariyorum. Neden buralara geldik, ne oldu temiz kalpli yardimsever insanlarimiza. Kapitalist systemin kolesi olduk, onumuze gelene bir tekme atmak sevap mi oldu? Ben tok yatayim, komsumdan bana ne mi oldu artik? Kapilarimiz ardina kadar acik degil, herkes olmus eskiya, kufur, hakaret, burnundan soluyan insanlar. Marka delisi olmus, telefonunun markasiyla boburlenen gencler..Ya ben sokak saticilari vardi eskiden lastik pabuclar satarlardi, onlari ayagima geciricem diye bayrami beklerdim. Simdi ise hersey o kadar uzak .Esitligin oldugu, demokratik ve hakca paylasima hasret gecmis gunleri arar olduk. Gezi ile baslayan mucadelemiz gelecegin temelleri olsun!Tesekkurler yaziniz icin! Saglicakla kalin!


[Yorum eklemek için tıklayın]