Bilge Adam
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

KIRAN KIRANA SEVİŞMELER!

Geçmiş zaman…

Başrolde o dönemin toprağa düşmeyen yağmur damlası, şimdinin can ciğer kuzu sarması. Kim olduğunun önemi yok, adı yüreğimde saklı. Önemli olan söyledikleri. Zira söyledikleri tarihime geçti. Konu ince, ayarı da ince olmalı. Aslında konu bile değil, direkt yargısız infaza alınmalı. Sözü uzatmayalım, evvel zaman içinde, deli gönül düşüyor bir ateşe. Oydu buydu derken birkaç zaman sonra sıra geliyor ibadete. Esas kızda gerginlik, ürkeklik, utangaçlık karışımı bir hal, düşünün ki alkol bile rahatlatamıyor, öyle bir sahne. Lakin, alkolün arkasına sığınmam, acelem de yok, sevmem öyle acele işleri, taşı çatlatırım sabrımla. Sohbet ediyoruz. Bir an susuyor ve bombayı patlatıyor :

-Canımı fazla yakmazsın değil mi? Yani sen daha farklı duruyorsun da, ondan sordum!

Sesindeki titremeyi algılamamak mümkün değildi. Öfke ve ürkeklik karışımı, tuhaf bir tonlama..

-Nasıl? Dedim bir an boş bulunup, anlamadım? Canımı derken? Durduk yere niye yakayım canını?

-Yok durduk yere değil… Anla işte..!

Ben ki soğukkanlıyımdır ama öylece kaldım bir an.. “Yani tamam zor biri olduğumu kabul ediyorum, adım çıkmış çıkmasına ama o bunun için değil ki, hayatın içindeki genel duruşumla ilgili” dedim, niye dediğimi kendim bile anlamadan şaşırmış şekilde..

-Yok ben karakterinle ilgili demedim zaten! Genel anlamda öyle bir kanı vardır ya hani! O yüzden dedim, fazla yakmazsın canımı değil mi???

Fazla? Yani “Nasılsa yanacak canım, bari fazla yakma!” der gibi. Hatta nerdeyse bunu normal karşılar gibi! Buz kestim bir anda, kanım damarlarımdan çekildi sanki.

-İyi de ne alaka? Neden? Neden yakayım canını?

-Çünkü siz aktifler sert sevişiyorsunuz, mavisiniz ya, ondan herhalde!

Off dedim bir an, Allahım sana geliyorum! Bu nasıl bir bağlantıdır yahu!

Biz aktifler? Sert sevişiyoruz öyle mi? Maviyiz ya, ondan herhalde?! Hatta sevişmez, dövüşürüz! Oy oy oyyy biz neymişiz be abi! Bize gelen kılıcını kalkanını kuşanıp da gelsin o halde! Arkadaş, nasıl bir kurgudur bu? Kim koydu bu cümleleri yan yana?

Şöyle bir baktım yüzüne, sonra duvara, odaya, her yere.. Bütün her şey bir anda sıfırlandı sanki. Derin bir nefes aldım ve her şeyi bir kenara bırakıp böyle düşünmesine sebep olan şeyleri öğrenmek istedim. Ama öyle ürkek gözlerle bakıyordu ki, önce sakinleştirmem gerektiğini düşündüm. O sırada yüzüne gelen bir tutam saçı geri atmak için öylesine hamle yaptığımda irkilip geri çekildi! Sakin ol bişey yapmıyorum dedim gülümseyerek.. Dememle gözlerinden yaşların süzülmesi bir oldu! “Canım noldu sana deyip sarılmak istedim, “Dokunma bana” dedi! Neler oluyor nedir bu halin dedim, bırak beni diye bağırdı. Bir şeylerin ters gittiğini anladım, gözlerimi gözlerine dikip “Bırakmıycam” diye

bağırdım! Vurmak istedi, kollarından yakaladım, kurtulmaya çalıştı, bırak beni bırak beni diye çırpınırken gücü tükendi.. bıraktı kendini.. ağlamaya başladı.. Düşen omuzlarından tutup sımsıkı sarıldım hiç bir şey demeden. Başını göğsüme yasladım,öylece kaldı, dakikalarca ağladı.. Gözyaşları kan olup yüreğime damlarken, dakikalarca “Geçti bebeğim” diyerek saçlarını okşadım.. Bir kadın bu hale nasıl gelebilirdi, o an aklım almadı.. Ancak daha sonra öğrendiklerimle anlayabildim niye o kadar aşırı tepki gösterdiğini. Ve onu o psikolojiden kurtarmak için aylarca ciddi bir çaba sarfettim. Zorlandığım noktalarda oldu, ama zaman ve sabır her şeyin üstesinden gelir dedim ve nitekim de öyle oldu.. Önce kendine güvenmeyi öğrendi, sonra bana, derken hayata…

* * * * * * *

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere…

Sevişmek mi dövüşmek mi diye sorulsa, elbette ki sevişmek, dövüşmeyi kim ister deriz. Ama meğer işin aslı başkaymış da haberimiz yokmuş! Aslında ilk yazılarımdan birinde “Sevişmelerimiz bile gövde gösterisi modunda kıran kırana!” demiştim ama ben bile bu kadarını kast etmemiştim.

Bir başkasının bedeni üzerinde hüküm yürütmek, onu istediği şekilde kullanma hakkını kendinde görmek.. Kim uydurdu bunu? Hayatına girdiği kadınların dünyasını katledenleri kim yönlendirdi? Bu nasıl bir sersemliktir böyle? Ne aktifi ne mavisi, zorbalığın adı ne zamandan beri sevişmek oldu?

Eğer gerçekten hayatındaki kadına bu şekilde davranan ve yaklaşan kanı bozuklar varsa, sözüm onlara. Bir kadının canını yakmayı güç! gösterisi olarak görmek; gelişmemişliğin, cahilliğin, bilgisizliğin ve de bastırılmış ezik duyguların kadın üzerinde güce dönüştürülmesinden başka bir şey değil. Sizi seven bir kadın, sadece sizi seven bir kadındır, sado-mazo ilişki içine girdiğiniz köleniz değil! Zorladığınız kadının zevk almadığını, bu işi sırf sizi kaybetmemek adına yaptığını anlamıyor musunuz? Anlamamanız mümkün mü? Değil! Daha da kötüsü bilerek devam ettirmeniz. Aklınızı başınıza toplayın, haddini aşmış abuk subuk sevişmelerinizi maviliğin arkasına sığınarak gerçekleştirmek yerine, biraz bir şeyler okuyup araştırın, yol yordam öğrenin! Bunun adına cinsellik değil, olsa olsa sadistlik derler be hey vicdansızlar!

Şimdi sözüm bu yaklaşımlara maruz kaldığı iddia edilen kadınlara.. Hetero ilişkilerdeki gizli baskının adı; çocuklar, ekonomik nedenler veya töredir ve ilişkiyi bağlayıcı unsur olarak saçma sapan şekilde beyinlere kazınmıştır, dayatılmıştır. Peki sizi bağlayan ne? Bizlerde böyle bir mecburiyet var mı? Ya da zorunluluk? Yok! Bizler gönül rızalarımızla bir arada değil miyiz? Evet! Ve ekonomik olarak bizlerde genelde her iki tarafta çalıştığına göre, sizi durduran ne? Böyle bir yaratığı niye çekiyorsunuz? Ya da kim çeker? Ben bilmiyorum, bence çekmez, çekmemeli.

Diyelim ki aşkın gözü kör ve gidemiyorsunuz.. Dinleyin o halde, aşkın olmadığı nokta da bile cinsellik bir ayindir. Bu ayinin içinde, karşılıklı gönül rızaları ve istekler içinde küçük oyunlar oynamak, dozunu aşmadan fantezilere girmek olası şeylerdir. Kendini geliştirmek ve ilişkiye heyecan katmak adına her daim geçerliliği olan, hatta yaşanması taraflara hoşluk veren sahnelere eyvallah ama bunun dışındakiler hikayedir! Söz konusu cinsellikse, biz maviler siz pembeler şeklinde ki bir ayrımın elle tutulur hiçbir yanı yok! Camiamızdaki aktif pasif ayrımının temelinde çok daha başka noktalar yatar. Birkaç kendini bilmezin tiyniyetsizliğini hiç kimse ne bütün aktiflere ne de butch ‘lara yüklemesin.

Bunun ne heteroyla ne meteroyla, ne aktiflikle ne butchlıkla hiçbir ilgisi yok. Bu düpe düz insanlık dışı hayvanlık diyeceğim can dostlarımız hayvanlara haksızlık olacak. Böyle saçma sapan bir şeyin hiçbir literatürde yeri yok, olamaz da! Hayatınızda böyle biri varsa, derhal terk edin, ona harcanan 1 dakikaya bile yazık. Böyle sevgi olmaz, seven insan sevdiğine kıyamaz. Seviyorum diye diye bunu yapması, kadının üzerinde egosunu tatmin etmesinden başka bir şey değil. Düşmeyin bu tuzaklara…

HAMİŞ : Aslında böyle bir yazı yazmayacaktım ama son zamanlarda benim yaşadığıma benzer birkaç mail alınca, paylaşmak farz oldu.. Sizde paylaşmak isterseniz, yalnız değilsiniz, ben buradayım…

[email protected]

Işık ve Sevgiyle

Bilge ADAM



Tarih: 09.09.2014

Okunma: 4179
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: akademili_35
teqila süper bir yazı yazmızsın..tebrikler..
böyle insanlar çok malesef her aktifte böyle değil ki insan sevdiğine dokunurken incilmesin diye korkar..insan sevdiğine dokunurken bir resim çizer gibi hassa ve narin olmalı..


  Yorumlayan: MeLeK_
Okurken sıkıldım .Bence cümlelerini daha kısa tutmalısın . Anlatmak istediğiniz konu aslında daha kısada anlatabilirdiniz . Bir kadın istemiyorsa ona kimse zorla birşey yapmaz . Bu tür korkuları olan kadınlarda bu tür şeylere kalkışıp yok öyle mi olacak yok böylemi olacak demesin bence . Ne gelirse başına ya merakdan ya merakdan ;)

  Yorumlayan: Pira
Akici ve net bence anlatilmak istenen....ama bu hislerle alakali ve kimseyye ogreilmez ki sevismenin de adabi oldugu...hodukse de hoduktur. Koklamaya ve dokunmaya doyamadigin, hassas, kirilgandir cogu zaman kadinlar..sevgi varsa yurekte hissetmek sonra da bedeninde vurmasidir son dokunuslari...bu hisleri birbirne verebildikce devamlilik ve huzurlu sevismelerin devami gelir.

  Yorumlayan: pessoa
Üzerinde durulması gereken tek nokta zorlama olup olmaması. Tercih meselesi durumlar gerisi.Herkesin bir aklı var ve seviyordum çok aşiktim o yüzden katlandım istemediğim davranışlara bunlar palavra.Çunku insan düşüncesiyle yükselen bir varlık,eger kendine hak etmediği davranışta bulunmasına müsade ediyorsa suçu o kiside aramak daha dogru.İzin verdiginde insan,aileden topluma,sevgilinden herhangi bir insana kadar sana ne yapman gerektiğini öyle bir dikte ederler ki sen senlikten çıkarsın.Aslinda konunun özeti ne istediğini bildigin kadar ne istemediğini de bilmekten geçiyor.Ne istemediğini bilmezsen sana mideni ağrıtan çayı da içerirler,asla giymek istemediğin o eteği de giydirirler ya da ismi sert sevismekten ziyade hizmet sektöründe çalışmak olan işkenceyi de yaparlar.


[Yorum eklemek için tıklayın]