Bilge Adam
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

YAZAR, ÇİZER, BOZARIM!

“Kimse Okumazsa Ben Okurum”, gazeteci Ayşe Arman’ın 2002 yılında çıkardığı ilk kitabıydı. İçeriğindeki cesaret nedeniyle sevdiğim başlık, aslında “Ya kimse okumazsa!” korkusu yüzünden kendisinin de söylediği gibi endişe taşımasından kaynaklanan bir başlıktı. Zira okunmamak bir yazarın başına gelebilecek en kötü senaryolardan biridir. O yüzden bunu ihtimal dâhilinde bile düşünmez, düşünmek istemez. Yazar dediğin okunacak ki, yazmaya devam edebilsin, bildiğini paylaşmanın verdiği hazdan beslenebilsin.

Peki, eğer siz bir yazar olsaydınız, okunmama ihtimalinizi düşünebilir miydiniz? Yazdığınız bir günlük tutma eylemi olsaydı -ki yazarlığın ilk adımı günlük tutmaktan geçer- o vakit sorun yok, zaten kimsenin okumasını istemiyorsunuzdur. Ama eğer makale, deneme, anı, roman, senaryo vs. türlerinden birinde yazıyorsanız, bunu kendinize saklamak istemezsiniz. Yazarlığın temel dürtülerinden biri, fikirlerinizi, duygularınızı, düşüncelerinizi, bilgi ve birikiminizi başkalarıyla paylaşmak, bu paylaşımların yansıttığı enerjiden güç almaktır. Ancak öncelikle kendiniz için yazmalı, okur için endişelenmemelisiniz. Çünkü her yazar önce kendi hikâyesini yazar, sonra kurgular.

Bu anlamda bana konuyla ilgili iki temel soru yönlendiriliyor genelde.

—Nasıl yazar olunur?

—Yazar olmanın okulu var mıdır?

Yazar olmanın kursları, atölyeleri ve üniversite eğitimi elbette var. Üniversitelerin edebiyat ve iletişim fakülteleri, basın yayın ve gazetecilik, güzel sanatlar, akademik kurslar, yazarlık atölyeleri vs vs. Evet bu yola baş koyuyorsanız imkân varsa eğitiminin alınması akademik kariyer anlamında gerekli olabilir. Lakin okul size daha çok işin teknik kısmını öğretecektir. Asıl gerçek pratikte saklıdır ve bu o kadar da zor değildir. İşte size birkaç temel bilgi. İyi bir yazar olmanın yolundan geçen bu altın kuralları bir yaşam şekli haline getirmeyi başardığınızda, gün gelip de hayallerinize kavuşmamanız imkânsızdır. Eh bana da imzalı bir kitap verirsiniz artık :))

Şimdi gelelim altın kurallara…

YAZMAK

En önemli altın kural budur. Bulduğunuz her fırsatta yazın. Yazmak araba kullanmaya benzer. Arabayı kullandıkça; yol, trafik, yaya ve karşı sürücü faktörlerinin püf noktalarını öğrenir, geliştirir ve ustalaşırsınız. Yazmak da öyledir. Ne kadar çok yazarsanız o kadar çok gelişirsiniz. Çok özel şeyler bilmenize gerek yok başlangıç için, işe bir günlük tutarak dahi başlayabilirsiniz. Elinizin altında her daim yazma materyalleri olmalı. Kâğıt, kalem, defter. Hiç biri yoksa açın, telefonunuzun ses kaydedici bölümünü, o an aklınıza gelenleri ona kaydedin. Yanımda her daim defter olamasa da cebimde bir kalem mutlaka bulunur benim. Gittiğim mekânlarda, arkadaş ziyaretlerimde o an aklıma düşenleri yazdığım bir sandık dolusu peçete ve kâğıt parçalarım var ki, inanın değerlerini defterimde ya da PC de yazdığım hiçbir yazıya değişmem :)

OKUMAK

Yazmanın kardeşi okumaktır. İyi bir yazarın kelime dağarcığı geniş olmalıdır. Ne kadar bilirseniz o kadar yazabilirsiniz. Kitap, gazete, dergi ne bulursanız okuyun. Ama mutlaka okuyun. Okudukça öğrenir, öğrendikçe gelişirsiniz. Ne kadar çok kelime, o kadar rahat anlatım, ne kadar çok bilgi o kadar çok yazılacak konu demektir. Farklı kalemler, farklı kültürler size muazzam bir yol gösterici olacaktır.

FARKINDALIĞI OLMAK

Yazar dediğin meraklıdır, sorgular. Etrafında ki herşeyi inceler. Her olaydan, her yaşanmışlıktan pay çıkarır. Görünenden ziyade görünmeyen kısımla ilgilenir. Herkesin aklına gelmeyeni düşünür, algıları açık, ufku geniştir. Hayatın kıyısında değil, içinde olur. Ve ilerlemek isteği alanda hareket eder. Örneğin, bir roman veya öykü yazarı olmak istiyorsanız sinema sanatını takip etmeli, müzikten, tiyatrodan, felsefeden, bilimden aldıklarınızla yeni yaratılar ortaya koyabilmelisiniz.

İMLA VE YAZIM KURALLARI

Seçtiğiniz konu ne kadar ilgi çekici, edebi değeri ne kadar yüksek olursa olsun, eğer imla ve yazım kurallarını gerektiği şekilde uygulamazsanız yazınız değerini yitirir, anlatılmak istenen anlaşılmaz ve hatta sıkıcı bile görünebilir. Yazarlık, karalamayla başlar ama karalama yapmak değildir. Hiç kimse bir yazıyı dümdüz tek nefeste okumak istemez, istese de okuyamaz, anlamakta zorlanır, daha da ötesi sıkılır.

Noktalama işaretlerini yerli yerinde kullanmayı öğrenmelisiniz. Bunun en kolay yolu, yazıyı karşınıza alıp, yüksek sesle ve konuşur gibi okumaktır. Yazınıza dışardan başka bir yazar gözüyle bakıp eleştirmeli, nerde duruyorsunuz, nerde yükseliyorsunuz, nerde soruyorsunuz fark etmeli ve ona göre işaretleri yerleştirmelisiniz.

Tıpkı şiir deki gibi yazıda da bir kafiye sistemi vardır, uygulandığında yazı akıcılık kazanır. Şiir gibi konuşuyorsun derler ya, işte buradan gelmedir o söz. Şiir gibi yazarsanız, yazınız da şiir gibi akar gider okunurken. Birbiriyle bağlantılı, açık ve anlaşılır cümleler kurun. Daldan dala atlamayın. Bir yazıda birden fazla ana konu kullanmayın. Mekân ve kişileri tasvir ederken çok aşırı detaylara girmeyin. Okuyucunun atlamak isteyeceği bölümleri “ben olsam okumak ister miydim” diye kendinize sorun, istemezdim derseniz kırpın, yazının dışında bırakın.

Yazı bir gökkuşağı, paragraflar ise onun ayrı ayrı renkleridir. Konu renk değiştirdiğinde es vermeli, diğer paragrafa geçmelisiniz. Ama çok kalın olmamasına dikkat etmelisiniz. Merak etmeyin, zamanla öğrenecek ve bir süre sonra farkında bile olmadan kendiliğinden yapacaksınız.

Yazmak tıpkı resim yapmak gibi bir yetenektir arkadaşlar. Ama sizde biliyorsunuz ki hiçbir yetenek siz ona bir şeyler katmadığınız sürece dikkat çekmez, tek başına bir anlam ifade etmez. O yüzden napıyoruz, bulduğumuz her fırsatta yazıyoruz, çiziyoruz, bozuyoruz! Algılarımızı açıp, hayatı kıyısında değil, tam içinde yaşıyoruz…

HAMİŞ: Hani bazen fikrimi almak için bana gönderdiğiniz yazılarınız var ya, hani hocam nasıl olmuş dedikleriniz. İşte diyorum ki artık onlar sadece sizlerle benim aramda kalmasın. Gelin birlikte yol arkadaşlığı yapalım, ışığımızı tüm camiaya birlikte yayalım.

Bu anlamda;

—Fikrim var

—Fikrim yok ama zikrim var!

—Bana da köşe verirseniz yazacağım çok şey var

—Tamam, çalışırsam yazabilirim

—Hıhh, kimse okumazsa ben okurum!

—O da olmadı, yazar, çizer, bozarım!

Diyorsanız, değerlendirilmek üzere [email protected] adresine

—Kısa bir özgeçmiş (Elbette ki bilgiler aramızda kalacak)

—Word sayfasına yazılmış 1 adet örnek yazınız

ile birlikte bekliyorum. Yanınızdayım, hadi biraz cesaret :)

Işık ve Sevgiyle
Bilge ADAM



Tarih: 13.06.2016

Okunma: 2146
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: nehriseyyah
Sizin meslek nedir ?


[Yorum eklemek için tıklayın]