Bilge Adam
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

KÖTÜYÜM BEN, KÖTÜYÜM !


* Sen kendini ne sanıyorsun?
* Maçosun işte!
* Ukala şey!

Zaman zaman bu tarz cümleler duydum. Ama hiç birisine kızmadım, kızamadım. Herkes beni sevmek ya da benim penceremden bakmak zorunda değil. Ben yazar geçerim, söyler geçerim, küçük hanımın dediği gibi “Eser geçerim.” İster kendimi anlatırım, ister yaşanmışlıkları. Bazen sosyal hayatın satır aralarını, bazen toplumsal kargaşayı veya gündemi paylaşırım, ama bilirim ki özünde tek bir şey olmalıdır, “Gerçekler.” Belki de bu yüzden sivri gelirim pek çok kişiye. Ne de olsa gerçekler acıdır ve bazıları acı sevmeyebilir :) Herkes eleştiriye açığım der ama büyük çoğunluk eleştirilince de kızarır bozarır, oradan kaçmak ister. Sonra kendine güvenen insanlardan da pek hoşlanmayız. Kimsin sen, ne sanıyorsun kendini diyerek aşağı indirmeye çalışırız kendimizce. “Tembelim, korkağım, beceriksizim” diyen birini “Olur mu öyle şey, hiç de öyle değilsin diyerek yüceltmeye çalışırken, “Çalışkanım, cesurum, her eve lazımım” diyebilen birine ise “Hoop dur bakalım!” deriz. Neden peki? Nedir bu çelişki? Oysa, kendi içimizdeki dünyanın merkezi ve tek hakimi biz isek, koca evrende Allahın yarattığı en güzel varlık olarak insan olmamızın değerini anlamalı, kendimizi sefil yerine koymaktansa yaratandan ötürü kıymetimizi bilmeliyiz. Kendimize hak ettiğimiz değeri biz vermezsek, başkaları hiç vermez! Önce kendimizi biz sevmeli, biz yüceltmeliyiz. Küçük dağları ben yaratmadım, Kaf dağının yerini dahi bilmem burnumu oralarda unutayım. Ama bunca yılımı da boşa harcamadım. Çok çalıştım, çok gezdim, çok okudum. Hala da öğrenecek çok şey var, biliyorum. Bir şeyler öğrenebilmek uğruna kapısında paspas oldum bir şeyler bildiğine inandığım insanların. Ağızlarından çıkacak kelimelere bütün azalarımla baktım hocalarımın. Ve her şeyin başının insanın önce kendisini sevmesinden, değerlerinin farkında olup ona göre hayatın karşısında durmasından yoksa çok üzülüp çok yorulacağından geçtiğini öğrendim. Herkesi kendimiz gibi görmek isteriz ya, birazda ondan tabi bu durum. Zira kendimiz nerde hangi seviyedeysek karşımızdakini görebilmek için onunda orda olmasını isteriz. Eh normal tabi, uzun boylu birine boynunu çevirip bakmak herkesin harcı değil. Önce başını kaldıracaksın, gerekirse parmaklarının üzerinde yükseleceksin, 6. Bakışı unutmayacaksın, ooo bir sürü iş :) En kolay ne yapmalı? Kendimizi geliştirip yükselteceğimize onu indirelim aşağıya! Tabi bunun için bir de kapasitemize bakmalıyız. Dolaptaki sebze değil ki bu eksikse anında yerine koyalım. O halde ne yapmalı? Çamur atmalı! İşte böyle anlarda kahkaha aynaları gelir aklıma. Hani bizi şekilden şekle sokan o aynalar var ya, işte onda en çok dev aynasını severim ben, ona bakıp bakıp göğsüme vurasım gelir , uhahhaha diye! Kötüyüm ben kötüyüm, kötüyüm, kötüyüm!!

Maçolukla itham edilmek de beni rahatsız etmiyor aslında. Lakin bıçak sırtı bir kavramdır, magandalıkla yan yana çizgilerdedir ve kolaylıkla birinden diğerine geçilebilir. Güçlü bir karakter olup duyarlı yaklaşmak maçoluksa, maçoyumdur belki de, hatta en Osmanlısından.. Mesela geç saatlerde dışarıda olmanı istemem, çıkarsın ama duruma ve saatin geçliğine göre eğer eve bırakılacağın ortam yoksa, gecenin sonunda gerekirse ben gelir alırım seni. Çünkü gündüz bile aklım sendeyken, gece sokakların hepten tehlikeli olduğunu bilirim. Benim olmadığım ortamlarda alkol en fazla 1-2 kadeh daha fazla değil. Çünkü alkollü ortamlarda her an her şeyin olabildiği gerçeğini bizzat yaşayanlardanım. Elbette aklın başında ve elbette kendini koruyabilirsin ama bu benim seni ne kadar çok sevdiğim ve bu yüzden senden bile sakındığım gerçeğini değiştirmez. Tartışırken parmağını uzatıp “Sen!” diye başlayan cümlelerden, “Yaaa! Ne diyorsun beee!” tarzındaki ses yükseltilmelerinden nefret ederim. Yüzgözlüğe ve saygısızlığa davetiyedir bu tarz yaklaşımlar ve bir kere yapılırsa devamı gelir, gelen devamların sonunda illaki kötü sonuçlar da gelir. Saygının olmadığı yerde, sevgi hiçtir. Seni incitmemek ve yüreğindeki yerimi zedelememek adına ben nasıl yapmıyorsam , sen de yapamazsın, izin vermem! Ama en çok da yalan söylenilmesinden nefret ederim, herkes gibi. Bana sakın yalan söyleme, yalan korkakların işidir, oysa benim sevdiğim kadın dünyanın en cesur kadını, biliyorum. Yalan söylendiği için nice ilişkilerin bittiğini, nice ocakların battığını, nice gemilerin yakıldığını ben değil, hayat gösteriyorken yatsıya kadar yanan mum değil, her sabah doğmasını dilediğim güneşimsin sen benim. Yaptım evet ama bir sor bakalım niye diyebilen, attığı adımın da hatalarının da mağrur ve dik bir şekilde önünde durabilen bir kadına güvenden önce sonsuz saygı duyarım ben. Aslında bence güven; inanmak ya da inanmamaktır. İnanırsın devam eder, inanmazsın biter gider. İkisinin ortası yoktur. Zira ikisinin ortası kuşku demektir ve kuşku paranoyaya

sürükler insanı, için içini kemirmeye başlar, değişirsin hatta canavarlaşırsın ve sonunda bir anda bummm! Sadece ikili ilişkilerde değil hayatın genelinde böyle. Üstelik ben güvendim mi tam güvenirim, hani derler ya gözümle görsem kulağımla duysam yine de sorarım, aynen öyle. Yanıldıklarım olmadı mı, hem de öyle bir yanıldım ki kendimi sorguladım “Bir daha bu kadar güvenmeli miyim?” diye..

Görünüşümün sakinliğine içimin hırçınlığı tezat oluştursa da, şiddetin her zaman karşısında duran biri olmuşumdur. Buna rağmen; sevdiğim kadının çantasını kapıp kaçmaya kalkan bir hırsızı tartaklamak, gözümün önünde sokak ortasında dayak yiyen kadını kurtarmak adına kocasına dalmak, köşe başından hızla çıkıp çarparak demirin üzerine düşmeme neden olan, üzerine özür dilemek yerine yedi ceddime saydıran travesti bir arkadaşın canına okumak gibi şiddet içeren son derece utanç verici vukuatlarım var. Pişman mıyım? Sanırım hayır! Yine olsa yine yaparım! Benden korkmalı mısın? Evet, korkmalısın! Çünkü yalan söylersen, seni de fena halde hırpalarım!

Kadına şiddete hayır kampanyalarının en önde gelen destekçisi ve protestocusu olduğum halde maçoluğuma dolayısıyla da fiziksel olmasa da psikolojik olarak şiddetime! maruz kalmış tüm kadınlardan bu yazımla özür diliyorum! Alkollüydüm, hatırlamıyorum! Gerçekten!

HAMİŞ 1 : Birileri arkanızdan konuşuyorsa, onlardan öndesiniz demektir. (ANTON ÇEHOV)

HAMİŞ 2 : Önceki yazımda harf eksikliği yaparak abazan yerine abaza yazmamdan dolayı beni uyaran sevgili momo’ ya uyarısı için teşekkür ediyor, tüm Abhazlara sevgilerimi yolluyorum…


Işık ve sevgiyle…
Bilge ADAM



Tarih: 26.11.2011

Okunma: 3517
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: situaj
o satırları yazan kişi, durmadan kendini örnek verdigi icin onun sahsında oluyor genel yaklaşımlar..onun davranışı üzerinden genele varıyoruz, cünkü o da kendi davranışı üzerinden genellemeler yapıyor..üstelik benim yazımda onu psikopat sayan bi ifade yok ama şiddete bahane aradıgını söyleyebilirim...
ayrıca sana yalan söyliyen birine hesap sormak ayrı bişii, konuşmak ayrı bişi...ve ben düşünüyorum, sana yalan söylıyen biriyle ne konusursun...
-bana neden yalan söyluyorsun ahu..sen o gece teyzenlerde değil, amcanlardaymışsın
-şeyyy...yalan söyledim ama sor bi neden?
-neden?
-çünkü, amcamlara gıttıgımde, karsı komsuları tugcecan ı gouruyorum ve bılıorsun ki o benim eski sevgılım, işkillenme, aklına kötü bişii gelmesın diye söylemedım..
yoksa onunla sohbet ettık, oturduk, konuştuk, eee başka bikaç eylem daha yapmış olabiliriz ama inan aklımda hep sen vardın...
-haaa, tamam, bı daha bana yalan söyleme sevgılım, ben seni cok sevıyorum..
-ben de cicikom...
hesap sorcakmışız ya da konuşcakmışız yalan söylendıgınde...acıklama bekleyınce tatmın de olabilirmişiz..ne tuaf durumlar bunlar...birisi sana yalamn söyluyorsa ne hesap sorulur ne de konuşulur bence..olay orada biter ve insan ceker gider, o kadar...
haa gelelım yazar sorumluluguna..sımdı bıkac basmakalıp yazı yazınca yazar mı oluyor insan? hangi yazar, hangi okur? burada hasbelkader yazı yazmasına müsaade edilen üyeler var ve kendi gözlemlerini herhangi bi kaygı gütmeden yazıyorlar, okundugu bu siteyle sınırlı...burada yazar olmak ve okuyucu kitlen olması ve okuyucunu kaybetme kaygısı cok zorlama geldı bana..ayrıca yazılarını iyi okursan, o satırları yazan kişi, öyle gercekleri acı acı söylemıyor, satır aralrında bile deil, aleni öyle övüyor kendini, belki düşünen bikac kişi onun aslında sıradan klasik bi lezbiyen oldugunu farkeder, ama o yazısında ne kadar güclü karakterli, şefkatli, bı yandan da koruyucu, sevdgi kadına zarar gelmesin diye her turlu zorlugu göze alan, şiddeti sevmeyen ama aciz birine şiddet uygulandıgında hemen ortaya atılacak kadar gözüpek, cesur, sahıplenici, cok bilen, çok gören, gördüklerini, ögrendiklerini de hazmeden, yalanı sevmeyen ve yalan söylendiginde hesabını soracak kadar da erkek(!) oldugunu gözümüze sokmaya çalısıyor..ve kendinden bu kadar cok bahsedınce ınsanlar da onun üzerinden yorumlar yapıyorlar haliyle...yanı öyle dedıgım gıbı korkusuzca kaleme alınmış seyler yok ortada..gayet kendini azıcık döverken sözde, kocaman harika bi reklam durumu var aslında...

  Yorumlayan: momo
``belirleyici olan, her zaman nereye bakıldığı değil, nereden bakıldığıdır.``
bir eleştirmen değilim ama yazılarında olduğu gibi gerçeklerin söylenmesi değil, gerçeklerin güzel ifade edilmesi.. gördüğüm ise kendinizden yola çıkarak başlıyorsunuz ve sonunda kim bilir kimler buluyor kendini burada ve kimlere dokunuyor ucu..
henüz olumsuz bir şey bulamadım ama bulursam mutlaka yazarım :)
`kötülük buysa yaşasın kötülük!` dedirtiyor insana...
bazı kalemler hep daim olmalı-

  Yorumlayan: Devran_Devran
Yine keyifle okuduğum bir yazı...Teşekkürler...

  Yorumlayan: zuhal
yazinin basligi olan ``kötüyüm ben, kötüyüm``e
alternativ olarak ``kodum mu oturturum`` da olabilirdi.
bende yarattigi etki korku, siddet, psikolojik baski ....

  Yorumlayan: mavisuu
yine süper yazmışsın tebrikediyorum bilgeadam:)yüreğine sağlık,her okuduğumda tekrar tekrar okumak istiyorum çok güzel, inan bütün kötülüklerinle güzelsin:)herzman arkandayız sevgiler...bilgeadam

  Yorumlayan: Femina
1-)Bir kadına vuran bir erkeğe müdahale etmek, insani bir şeydir…Çantayı çalan bir hırsızı kovalamak sportif ve biraz da dövüş sanatını bilmekle ilgili bir şeydir…Başımıza demir düşmesine neden olan ukala birini tartaklamak kontrol edilemeyen öfkeye işarettir… Cinsel kimlik değildir.

2-“Şiddetin her zaman karşısında duran biri” iseniz sadece başkalarının yaptığı şiddete karşı durmak değil, kendi öfkenize de hakim olmasını bilmelisiniz.

3-)İnsan kendine yalan söyleyen kişiyi bırakıp gitmeli, kendisini gerçekten sevmediği için… Hırpalamak ne demek?

4-)Erkekler kendilerince bahaneler bulup kimi zaman döver , kimi zaman tecavüz eder kimi zaman da öldürürler…Hakim neden diye sorduğunda cevap aynıdır: “Çok seviyordum hakim bey!”


Bu yazarın yazısı son derece ilgimi çekiyor, sağlam bir kurgu ve uslup ile yazılmış çok da keyifli...Okumaya devam edeceğim. Ancak doğrusunu isterseniz “Tecavüz ettim ve öldürdüm ama sor bakalım neden?” başlıklı bir yazı kaleme almasından endişe ediyorum. :)

  Yorumlayan: ask_ask_ask
Yazarı tanıyormuyuz? Eğitimini ve mesleki kariyerini biliyormuyuz? Sadece burada yazdığını yada yazmadığını, çalışmalarını, başarılarını yada başarısızlıklarının ne olduğunu nerden biliyoruz? Buraya yazdığı 2-3 cümleyi cımbızla alıp saptırarak, dayanaksız bir şekilde yarım ağızla dalga geçmeye çalışmak ne kadar kolay. Ayrıca buradaki okuyucu kitlesini lezbiyen diye, neymiş efendim okuyucu kitlesi kısıtlıymış, burada yazsa nolur yazmasa nolura getirmenin hadsizliğide kendinin ne olduğunu unutmak kadar cidden komik. Kendini övüyormuş, tamda yazarın dediği gibi işte, insanlar kendini yererken iyide överkenmi kötü? Kendine güvenen kendini övsün kardeşim, niye rahatsızlık duyuluyorki bundan? Biri bana kendini övdüğünde madem öyle göster hünerlerini bende öğreneyim derim. Sanki 50 tane yazı yazmışta 50 sindede kendini yere göğe sığdıramamış. Altı üstü 3 tane yazısı var burda, onunda bir ikisinde bir kaç cümle kendisine dair. Ayrıcada sana göre sıradandır, bana göre cesur, neyi tartışıyoruz benimi yazarımı? Reklammış, neyin reklamı? Reklam yapacak adam hakkında sadece iyi şeyler yazar. Varsayalım ki reklam yapıyor, iyide bu bizim değil, o reklama göre yazarın hayatına girmek isteyenlerin sorunu. Hasbelkader yada değil, yazıyor ya ben o kısma bakarım. Site bizlere renk olması amacıyla bizler okuyalım diye bir köşe açıyor, birileri çıkıp yazıyor, izin verilmiş ki yazıyor, ister över kendini ister yerer, köşe onun değilmi , ister reklam yapar ister gözlem yazar. Bizlerde beğenirsek okuruz, beğenmezsek okumayız. Ne yani olayı bu kadar abartmanın, kendinden örnek veriyor diye sanki tanıyormuşuz gibi şahsiyetine ve kariyerine kadar dil uzatmanın gereği ne? Ben sana katılmıyorum ben şöyle şöyle düşünüyorum der geçersin, yok sen şusun yok sen busun, basitsin sıradansın bilmem ne. Bir sürü saygısız ve hazımsız cümle. Şimdi bende senin için şu yazdıklarına bakarak “Aktiflerin aktifleri çekemediği zaten bilinen bir gerçek, algıları sadece gözlüklerinin izin verdiği ölçüde açık olan birine ne anlatılırki“ desem bu ne kadar doğru olur? Ne kadar saçma, üç beş cümlesine bakarak insanları yargılamaya çalışıp asmak. Kişiyi yazılarından dolayı sevmeyebilirsin ama bu sana onun şahsiyeti hakkında tanıyormuşsun gibi bu şekilde saygısızca yorum yapma hakkı vermez. Dayanaksızca sürekli aşağılamaya ve karalamaya çalışmanın ne belirtisi olduğunu buradaki herkes görüyordur sanırım. Şimdi bu sözlerin üzerine istediğin yorumu yapabilirsin merak etme cevap yazmıcam zira konu yeterince amacını aştı.

Bu arada, sitedeki yazıların sadece site üyeleri tarafından okunmadığını, nette ve arama motorlarında yorumcuların nikleri gizlenmiş olarak karşımıza şak diye çıktığını da teknolojiden habersiz arkadaşlara belirtmek isterim.

  Yorumlayan: dreamonyou
Şiddet, her zaman karşı olunan olmak zorunda mı bilemiyorum.Geçmişinizle alakalı değişken bir konu belki.

Ben de yıllarca şiddete karşıyım dedim.Evime gelen temizlikçiden, eşi tarafından kaburgalarının nasıl kırıldığını dinlediğimde ise ilkokulda idim..Yasalar mı; kadının yakınları mı, komşular mı koruyor acaba kadınlarımızı?

Hep düşünürüm, nereye kadar şiddete hayır deyip duracak kadınlar? Çünkü böyle söylemler sonunda erkeklere kendilerini savunamayacak hale getirecekse bu görüş,artık buna da karşıyım. Dayak yiyorsa buna karşı kendini savunacak. Hem de alasını yapsın! madem bu ülkede onu savunacak kanun sadece geleneklerle alt edilmekte; o da yapsın!

Belki kadınlar bu kadar pasif olmasalardı, erkekler bu kadar saldırgan olmaya cesaret edemezlerdi.

Belki kadın yada erkek farketemez,eşini döven birine oradaki insanlar insanlıklarını gösterip, korkmadan her şekilde müdahale etseler, sokak ortasındaki tacizler azalırdı!
Belli ki bu ülkede bir şeyler yanlış gidiyor.Ama görüyorum ki bu sadece kanunla alakalı değil. Kanuna danışan kadın da yine erkekce öldürülüyor bu ülkede!

Ben haksızca bir şekilde şiddete maruz kaldığımda, kusura bakmayın, diğer yanağımı da vursun diye çeviremem kimseye.

Olayların akışını değiştirmek için bazen karşısındakinin dilinden konuşmak gerekiyordur,kim bilebilir!?
Bir sabreder, 2 başka bir yol dener, 3 kaçar gider, 4 yine o adam peşindeyse başkaca bir yol gelir..

iyi günler..

  Yorumlayan: Femina
1-) Bu köşe dışında hiç tanımıyor olmama rağmen ben bu yazarın pek çok kişiye ses olduğunun, pek çok kişiye de örnek teşkil edeceğinin farkındayım. Bu nedenle yazılarını önemsiyorum.
2-) Yazar illa kitabı olan kişi değildir. O sırada okuduğunuz şeyi yazana yazar denir. Mesela ben bu yorumun yazarıyım :)
3-)Bu makaleyi, yazarının adından başlayarak pek çok noktada eleştirmek isterken şunu düşünüyorum: Yazan kişi hangi nedenle olursa olsun, sonuçta bir emek vermiştir. Motivasyonunu kırmak, yazdığına pişman etmek amaç olmamalıdır. Fikirlerine katılmadığımı anlatırken onun ve okuyanların benim penceremden –de- bakmasını sağlayabilmek bana yetmelidir.
4-) Uzun bir makaleyi alelacele okuyup laf olsun diye , gırgır geçmek için, aşağılamak için, kendi egosunu tatmin etmek için, kendisini ön plana çıkarmak için yorum yazmak; edebi ya da fikirsel eleştiri değil de kişisel aşağılama yapmak, bezdirmek, kızdırmak, kaçırmak için uğraşmak… Kişisel hakaretler…Tek cümlelik yargılamalar... Kesinlikle şiddettir!!
5-) Varsa daha doğru, daha önemli fikirleriniz buyurun siz de yazın!
( Bu “yorumun yazarı” sadece eleştiri kalitesizliğinden dolayı köşede yazmayı bırakmıştır. :) )

  Yorumlayan: situaj
bütün yazılarında bi kendini anlatma, kendini bi şekilde ifade etme çabası içinde gördüm seni...sanırım, bir ihtiyaç bu..bu yazıda özellikle sevgiliye bir ultimaton da var...``sokakta gece gezmeni istemem , cünkü sen ürkek bir ceylansın, şiddeti sevdiğimden değil, sırf sana sokakta bi şiddet olmasın diye şiddet uyguluyorum sana, macohhluk yapıyorum``..ne ala, ne alaaa...hele bi de, ``yalan söylersen hırpalarım senı de `` cümlesine bittim...madem bunca şey ögrendin, ögrendigini de hazmettin, bilge de olmuşsun..birşeyden nefret ediyorsan ve bu başına gelmişse ondan uzaklaşıp kaçman gerektigini de öğrenmişsindir zannımca..madem yalan sevmiyorsun ve sana yalan söylenmiş, hırpalayacağına yalan söyliyen insanla ilişkini kesersin, olur biter...ama sanırım sen, bizatihi şiddete bahane arıyorsun...

  Yorumlayan: ask_ask_ask
Yorumlara şöyle bir bakıyorumda görüyorumki yazar olabilmek kadar, oyucu yorumcu olabilde önemli. Birileri ortaya çıkıyor, üstelikde farklı yazabilen birileri, bizler okuyalım diye yazıyor, aramızdan birileride bunu hazmedemiyor ve her yazdığını manasızca karalamaya çabalıyor! Yazarın ne yazdığına bakmayı bırakıp kişiliğini masaya yatırmaya çalışıyor. Üstelikde bunu öyle yapıyorki makalenin bütününü bırakıp mal bulmuş mağrip gibi ordan bir cümleyi çekip (onunda içeriğini saptırarak) vurun abalıya şeklinde, neden? Nedir buhazımsızlık? Birileri çıkıp doğruları cesurca söyledi, tribünlere oynamadı, ona buna laf yetiştirmedi, sataşıp çamurlaşmadı diyemi?
Kaç kişi haksızlığa uğradığında sessiz kalır? Kaç kişi hayatını etkileyecek yalanlarla karşılaştığında ``iyi madem sorun değil ama görüşmeyelim`` der sessizce yürür? Böyle sakin sakin tepkisizce, öylemi? Onun içinmi intikam planları yapıyorsunuz ayrılınca? Tehditler savuruyorsunuz, bela oluyorsunuz, yada arkadan konuşup kötülüyorsunuz ortalık yerlerde? Onlarda şiddetin dik alası değilmi? O zaman niye yazıyorsunuz profillerinize yalansız dürüst olsun diye? Nedir bu ikiyüzlülük? Yalanın ne kadar kötü birşey olduğunun bir önemi yok, ona tepki göstermek kötü öylemi? Yalan söylemeyelim denmiyorda, söylenirse sessizce çekip gidin! Ortada yalanlar yüzünden kararmış hayatlar varken, hiç birşey olmamış gibi sessizce gidelim. Oh ne ala memleket!

Ben birisi bana yalan söylediğinde, önce hesabını sorarım sonra çeker giderim. Ve biliyorumki buradaki pek çok kişide aynı şeyi yapar, dünyadaki milyonlarca insanın yaptığı gibi, insani bir duygudur çünkü yıkılmış birinin hesap sorması. Kaldıki bu makalede anlatılan tek konu bu değil. Bütüne baktığınızda çok daha farklı şeyler var. Elbette eleştiri dediğin olumluda olur olumsuzda, ama konuyu saptırmadan, mantık ve saygı çerçevesinde yapılır bu. Ama burada olay öyle hale getirilmişki sanki yazar dayakçı bir psikopat mübarek! Pes diyorum, okuduğunu bu şekilde değerlendirmek, yazıyı bırakıp karakteriyle aklı sıra dalga geçmeye çalışmak; ego tatminsizliği, cahillik ve hadsizlikten başka birşey olmasa gerek.

Yüreğine sağlık Bilge Adam, bazıları gibi kendini cici bici göstermeden, suya sabuna dokunarak, cesurca ışığını bizimle paylaştığın içinde ayrıca teşekkürler..

  Yorumlayan: situaj
aşk aşk aşk.. sözde sempati duyduğun yazının hakkının verilmesi adına gösterdiğin cabada, başka yazılara hakaretvari saldırarak karşılık vermen çelişkiye neden oluyor..burası, arena degil, kendimizi gösterdigimiz bi alanda degil, siyaset meydani hiç değil..burada yazılarımıza göre puanlar almıyor, birinci secilmiyor ve birinciye de daha cok kadın veriliyor degil..sinif başkanı da secmıyoruz..işte, birisi cıkıyor ve korkusuzca herseyı söyluyor geyıgını anlamam mumkun deıl bu minvalde...korkusuzca söylememesi için bi neden var mı? ne kaybı olacak korkusuzca söylese yazdıklarnı..bi kere bu kısmı sorgulanır bişii..korkusuzca yazıyor..peh peh peh...ne cesurca bı hareket(!)
gelelim yalan konusuna...bütün dünyanın sacmalaması -ki bu konuda bi istatistikte yok elimizde- senin de sacmalaman gerketigini göstermiyor...birisinin yalan söylemesi yanlıs, ama burada söz konusu olan kişi yalan söyleyen degil, yalan söylendiginde tavır alacak olan kişi, yanı o satırların yazarı muhatabımızdı..o nedenle onu sorgulamamız normal oluyor...ben yalan söyledıgımde diye başlasaydı cumle, o zaman ona göre yazardık başka bişii..belki yalan da bi şiddet ve kaka bişi ama yanlış bişeyi de yanlış bişeyle karşılamak da sacma bişii..tum dunya hesap sorarmış.ben hesap sormuyorum bana yalan söylendiginde, nedenini belki sorarım ama zaten yalan söylenıyorsa neden de bellıdır, sen zaten hıc sallanmıyorsundur..o saatten sonra neden hırpalıyım neden hesap sorayım...işte şiddet böyle başlıyor, bütün dünya böyle yapiyor ve ben de sonucsuz olsa bıle basıma gelen bu rezilligin karşılıgını almadan gıtmemm..tehlikeli düşünceler, şiddetin normalleştirlmesi..

  Yorumlayan: ask_ask_ask
Elbetteki burası siyaset meydanı değil, arena hiç değil. Benim söylemek istediğimde bu zaten. Ne yani nedir bu kadar abartı? Kaldı ki şiddeti hiç kimsenin savunduğu yok. Hesap sormak demek dövmek mi demek? Ne alaka? Konuşmak diye birşey var. Niye hala yanlış anlaşılıyor sözler? Hayatımda kimseye şiddet uygulamadım ama biri bir yanlış yaptığında sessizce yürümedim de. Sallamak yada sallamamakla alakasıda yok üstelik.

Ayrıca, tepki çekeceğini bile bile yazmak cesaret işidir, peh pehlik bir konu değildir. Bugün basında benim diyen yazarların bile bir çoğunda o cesaret yok, okuyucu kaybederim korkusu yüzünden. Zira yazar dediğin yazdığı köşe neresi olursa olsun, okunsun ister, bilmem anlatabiliyormuyum? Ben kimseden yana değilim, sadece ortada gördüğümü yorumluyorum. Yarın bana ters gelen bir yazısı olsun gayet de ciddi şekilde eleştiririm. Neyi tartışıyoruz burada? Yazdığı yazıda değindiği konuya ben öyle düşünmüyorum demek ayrı şey, lafı şahsiyetine getirip sen psikopatsına çevirmek ayrı şey. Gereksiz polemik bunlar...


[Yorum eklemek için tıklayın]