Bilge Adam
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

ÖTEKİ KADIN

1- Kim o kadın? Benden ne fazlası var? Bana bunu nasıl yaparsın?
- Senden güzel değil(!) Nasıl olduğunu bende anlamadım! (Yalan) Sana söyleyecektim zaten (Kuyruklu yalan!)
-Yazıklar olsun sana verdiğim emeklere, ayrılıcam senden!
- Affet beni, inan bir daha asla olmayacak! (Yalanın kralı!)

2- Kim o kadın? Nerde tanıştınız? İlk adımı kim attı?
-Bir sergi açılışında aynı resme yorumlar yaparken tanıştık. İlk adımı o attı (Yalan!) Hani seninle kavga etmiştik ya işte o gün, sana kızmıştım, alkollüydüm, sonrasını hatırlamıyorum! (Kuyruklu yalan!)
-Evet o kavgada bende hatalıydım ama bunu yapmamalıydın!
-Haklısın yapmamalıydım, bir daha asla olmayacak! (Yalanın kralı!)

Duymak istenilenlere tezat gerçekler. Konu büyümesin! diye söylenilen yalanlar. Ve o yalanlara inanma ihtiyacı. Karakteri, kültürü, huyu suyu değil de, ille de fiziksel özellikleri. Kim o kadın sendromları. Benden güzel mi? Benim gibi mi dokunuyor, ben gibi mi kokuyor? Göğüsleri daha mı dik? Bacakları daha mı güzel? Bende arayıp da bulamadığı ne var o kadında? Bir elime geçirirsem göstericem gününü ona!

Peki kimdir o kadınlar, ne yer ne içerler? Nerelerde gezer tozarlar da karşımıza çıkarlar?
O kadınlar; zehir yer, zıkkım içerler! Çünkü her daim şanslarına beddua düşer. Aslında her an, her yerdedirler. Bazen onlar fark ettirir kendilerini, bazen de biz fark ederiz gül cemallerini. Sanıldıkları gibi hepsi iki dirhem bir çekirdek değildirler (Olanları daha makbuldür elbet!) Bazen kendimizce geçerli çok derin nedenler vardır ve salt seksüel değildir amaç. Bazen de çok sebep yoktur hatta hiç sebep yoktur, bir anlıktır ve bunun hayatındakini sevmeyle yada sevmemeyle hiç ilgisi yoktur. O sevgili bunu hak eder mi? Eder yada etmez, ayrı bir konu. Neden aldatırız o halde? Nedir dışarının cazipliği? Heyecan? Çapraz duygular? Azgın ruhun dizginlenemez bir yükselişe feda olması ? Yoksa tamamen duygusal mı?

- İlişkimiz monotonlaşmıştı. Sıkılmıştım ama o kadar iyi biriydi ki onu kaybetmek de istemiyordum, benimkisi sadece basit bir değişiklik, bir heyecan aramaydı! (Basit!)
- Özel bir nedeni yok, mutsuz da değildim aslında. Bir arkadaş ortamında tanıştık ve her şey bir anda gelişti, ne olduğunu bile anlamadım. Sonrasında pişman oldum ama iş işten geçmişti! (Hep de öyle olur!)
- Son zamanlarda çok kavga ediyorduk, hatta kavgasız tek bir günümüz geçmiyordu. İyice aksi huysuz, çekilmez oldu. Üstelik artık kendine eskisi kadar özen göstermiyordu. Eskiden makyajı parfümüyle pırıl pırıl dolaşan kadın son zamanlarda kişisel bakımlarını dahi önemsemiyordu. (Bak bu ciddi bir konu işte) Üstelik ben onu tanıdığımda tığ gibiyken şimdi aşırı kilo aldı, cazip gelmiyor artık bana (Zurna zırt dedi, ruh güzelliği 3-0 mağlup)

Bende bunu anlamıyorum işte. Cicim aylarında herkes de bir bakım, bir kibarlık, bir afet-i devran durumları. Ne zaman ki ilan-ı aşklar ediliyor, gece 12 yi geçmişcesine balkabağına dönüşüyor zamanla her şey. Prensesler bakımsız külkedileri yada süpürgeli cadılarla aşık atıyorlar. İnsanız, tabi ki her daim kapak güzeli modunda gezilecek değil, bunun iyi günü kötü günü, hastalığı sağlığı var ama en küçük bir kişisel bakımı bile ihmal etmenin yada huysuzluğu tavan yaptırmanın gereğini anlamıyorum, anlamayacağım da. Ondan sonrada sen beni aldattın! Yorum yok, susma hakkımı kullanıyorum! Elbette “Selvi Boylum Al Yazmalım” aşkına şapka çıkarıyoruz ve elbette aşkın temizliğine, saflığına ve verilen emeğe ihanet etmemeli. Uğruna serilen yada feda edilen güzellikleri başka bir tene yada güzelliklere değişmenin açıklaması vardır yada yoktur tartışılır ama hal böyle diye madalyonun öbür yüzünü de görmezden gelmek, meçhul sona çanak tutmaktan başka bir şey değil. Tamam sebebi her ne olursa olsun, baktın ki düzelmiyor, aslanlar gibi çekip gidilsin gidilmesine ama, ciddi değişimlere uğrayarak, boş vermişliğe dadanıp kendinden uzaklaştırarak, saygısızlığı ele alıp katlandırarak kimse kimseyi de çileden ve yoldan çıkarmasın!

Peki her şey iyi güzel de “Kimler daha çok aldatır?” diye de bir soru var!
Cinsel tanımlamayla sınıflandırıp A ‘lar mı yoksa P ‘ler mi daha çok aldatır diye soracak olursak; kimlik olarak A ‘ların daha yatkın olduğu genel bir kanı, adı üstünde “Aktif, dinamik, heyecanlı!” Zira görüntüye göre P ‘ler sevgiyi daha monogami ve daha anaerkil yaşarken, A ‘lar kendileri farketmeseler de görünmez mavi boncuklar taşıyorlar. Ancak bu demek değil ki P ‘ler sütten çıkmış ak kaşıklar. Karda yürüyüp izini belli etmeyenlerde var, eline yüzüne bulaştıranlar da. Aldatmanın cinsel kimliğini bir kenara bıraktığımızda ise kimler aldatıra tek bir cevap kalıyor aslında (kadını erkeği ayırt etmeksizin) : Sofraya oturduğunda masadan tam doymadan kalkmak durumunda kalan herkesin beyninde hep bir acıkma dürtüsü ve ilk fırsatta bir şeyler atıştırma düşüncesi vardır!

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği başka bir yere. Aşk her şeyi affeder mi? Bence affetmesin! İhanetin nedeni değil bedeli olur demiş bilir kişiler. Ben affetmem, beni de kimse affetmesin! (Tamam affetmek isterse hayır demem!) İyi ama, aşk öyle bir şey ki, bazen ne olursa olsun yürek affetmek istiyor diyor hala kızı. “Hayatındaki bütün herkesle ve her şeyle seni sevmeye hazırım, yeter ki bana da yer olsun orada, ben razıyım seninle sadece 1 dakikaya” diyebilecek kadar sevebilen biri ya 4. Boyutta yaşıyordur ve Nirvana ‘ya ermiştir (Öyle birine rastlarsam eminim gül dökeceğim yollarına!) ya da duyduğu hisler tutkuya ve saplantıya dönüşmüştür. Saplantı ve tutku tehlikeli uçurumlardır. Tutkuya dönmüş bir aşk, beklentisi karşılanmadığında insanı her an o uçurumdan aşağıya atabilir. Korktum mu? Demirden korkan uçağa binmesin!

Sözün özü; öteki kadınlar hep vardılar ve hep de var olacaklar. Bunun aşkla meşkle şunla bunla direk ilgisi olmamakla beraber, ne olduğu neden olduğunun açıklanması boğaz köprüsünün matematiksel açıklamasından daha zordur. Etik olmamakla birlikte, peygamber zamanından gelen dört hatun hakkıyla bu işten sıyrılmayı planlarken karşımda öfkeden kızıla dönmüş gözlerin varlığını tahmin ederek susuyor, hiç kimsenin böyle bir durum yaşamaması temennilerimi evrene mesaj olarak yolluyorum. Ve diyorum ki “Aşk bir botanik bahçesine benzer. O bahçeye layık bir bahçıvan olabilmek için her bitkinin ayrı ayrı bakıma ihtiyacı olduğu unutulmamalı. Aksi halde ortalığı parazitler sarar, bahçe elden gider!”

HAMİŞ : Hep düşünmüşümdür, o kadının kim olduğunu bilmek nasıl bir rahatlık verir yada veremez? Eğer bilmek olayı çözümleyecekse peşin peşin söylüyorum, o kadın Fahriye abla! Hani şu her mahallede mutlaka bir tane olan kalplerimizin sultanı Fahriye abla!

Işık ve sevgiyle
Bilge ADAM



Tarih: 11.02.2012

Okunma: 4113
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: FourToTheFloor
aldatılma durumu neden benim hiç umrumda olmuyor anlayamıyorum.

  Yorumlayan: xsibelx
kadınlar bitkiye benzer....ben bu sözü duymuştum bir zamanlar..:)))

  Yorumlayan: the_moonlight
merakımı bağışlayın lütfen ben bu siteye yeni üye oldum ve bu yazınızı okudum.bu işi hobi olarak mı meslek olarak mı yapıyorusnuz bilmem ama yazınızın öndeyisini anlayamadım her paragraf farklı bir düşünce. sentezlemeye çalıştığınız fikir ne?tam olarak bilemiyorum, inanın pür dikkat okudum. amacım yergi değil, tek amacım burda bir kitleye hitap ediyorsunuz sorumluluğunuz fazla, vermek istediğiniz mesaj tutarsız varsayımlar oluşturmamalı, açıklayıcı ve farlı bir açıdan baktırmalı ayrıca tarafınız net olmalı köşe yazsısı yazmak bu olsa gerek değil mi ?

  Yorumlayan: forever
Yazınızı çok beğendim bazı yerlerinde kendimi buldum tutkulu bir insanın sevdiğim zaman başkasını sevemiyorum ama bir ilişki bitmesi gerekiyorsa bitmelidir zorla asla olmaz (tabi bende bağımlılık var asla bırakamıyorum:((tüm sevgililerimle dostça ayrıldım onlar istediği için ve hala kalbimde hepsinin yeri bambaşkadır .Yazılarınızı okumaya devam edeceğim.

  Yorumlayan: ch_es_
güzel yazı tamda yaşadığım şu günlerle bağıntılı,öte ki kadın evet öteki kadının varlığını hissedip bilmemek mi,yoksa bilmek mi görmek mi daha az delirtir insanı?muamma.ama her birimiz birilerinde mutlaka öte ki kadın olduk aslında.

  Yorumlayan: Aaski_Hamburg
`` Bilgem benim yaaa, `` dersem hatirlarsiniz belki sayin yazar..Enfesti yaziniz..basarilar...
Almanya

  Yorumlayan: Devran_Devran
Yine güzel bir yazı,yine ortak dertlerin günyüzüne çıkmasına ışık tutan bir pencere...
Kimdi o kadın? demek bana hep yanlış gelmiştir.O kadına gidene, sorulacak onca soru varken.Ben aktif biri olarak şunu açık yüreklilikle itiraf ediyorumki, hayatımdaki hiçbir kadını aldatmadım.Gözümle bile ihanet etmedim dersem abartı olmaz.Sevmeyi bilen yürek,aşkın hakkını vererek yaşayan yürek bu tür olumsuzluklara meydan vermez.Konunun özü,sevmeyi bilmiyor oluşumuzdan kaynaklanıyor bence.Yok boş bulundum(ki sen silah olsan bile şeytan doldurur,boş bulunmak ne alaka)yok,kendine bakmamaya başladı,yok oydu,şuydu,buydu...Sonsuza kadar gitsin isteyerek başlarız ilişkilerimize, ama gelin görünki
yaşarken böyle olamıyor maalesef.Bişeyler çıkıyor bitirmeye sebep.Herşeyin bir şanı şerefi vardır.Başlamanın da,bitirmeninde.
Bitirip tekrar başlarız,başladığımız kadının fazlası yada eksiği varmıdır yokmudur bilemeyeceğim ama, HAYAT DEVAM EDİYOR...

  Yorumlayan: Akropolice
Pek çok kişinin satır aralarında kendini bulduğuna inandığım yazınızı keyifle okudum. Kadının kim olduğu, ona neden gidildiği vs vs.. ihanet yaşandıysa bunların hiç birinin önemi kalmıyor bence. Çünkü açıklaması her ne olursa olsun, dediğiniz gibi “İhanetin nedeni değil bedeli olur.” Ancak yazınızda herkesin üzerine alması gereken bir şey var ki oda aşka özen. Nasıl olsa beni seviyor diyerek kendimizi, karşımızdakini ve aşkımızı ihmal etmemeli, hak ettikleri ilgi ve özeni her daim göstermeliyiz ki sonuçları acı sürprizler olmasın. Evet bu ona bu hakkı vermez ama bizde üzerimize düşeni yapacağız ki karşı tarafın yanlışını masaya yatırma hakkımız olsun. Yüreğine, kalemine sağlık Bilge Adam, sevgiler..

  Yorumlayan: Begumm35
Aldatmak ..
Aldatan kişinin haysiyetsizliğidir .. kendini yetersiz görmesidir .. yüreğinde mis gibi sofralar kuran sevenini göz ardı edip .. karnını çöplüklerde doyurma çabasıdır .. midesizliği .. korkaklığıdır ..
Hiç bir ama bu onursuz duruma kılıf değildir ..
Öteki kadınları boş verin ..onların bir suçu yok ..
Sen tek bir gülümü yoksa çöplüğümü tercih ediyorsun ona bak ..

Kaleminize sağlık ..


[Yorum eklemek için tıklayın]