Özgür Kelebek
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

Aman Dikkat !

Kafamda belli belirsiz sorunlar ile mücadele ettiğim, günlerden birindeydim. Sebepsizce kanala girip sohbet etmek, biraz kafamı boşaltmak istiyordum. Aileme son derece sinirli ve üstelik bulunduğum yerden nefret etmekteydim. Bir başka yerde çalışmak, uzaklaşmak, kendime ait bir yaşam kurma peşindeydim. Üstelik o sıra engebeli bir ilişki içinde çırpınıyordum.İlişkim kötü gittiği gibi iş olarakta iyi değildi.Yeni işten çıkmıştım.Bir şekilde kafamı boşaltmak istiyordum.Bizim kanala girip sohbet etmek istedim bir an,daha önce hiç tanımamış olduğum kişiler ile.Belkide sıkıntılarımı dilediğim özgürlükte anlatmaktı içimden gelen.Bilirsiniz bazen ,yabancı bir insana dökülmek en yakınlına dökülmekten daha iyi gelir bizlere.Sebepli sebepsiz bir yolunu anlatmak zorunda kalmadan konuşmak veya dinlemek.
İlk çevrimiçi olduğum sıra kanaldan birinin selamı ile başladı her şey bir anda. Selamı cevapsız kalmadı tabi. Birden içinde bulunduğum psikoloji ile bütün sıkıntımı döktüm karşımdakine. O’da sanki yıllardır beni tanıyormuş gibi, destek verici ve yardımcı sözleri ile büyüledi beni.
Bana; Ankara’ya gel sana işimde bir pozisyon ve evimde bir oda vereyim.Ama öncelikle gel,gör,tanı beni için rahat olsun diyordu.Kafamda bir plan bulup yanına gitmeye çalışıyordum.Hem işe hem de uzaklaşmaya ihtiyacım vardı çünkü.Kafamda binlerce tilki dolandı birden.Kız arkadaşıma(eski sevgilim) açılmamda gerekliydi her ne kadar aramız iyi olmasa’da.Bulunduğum yerden biraz olsun uzaklaşmak iyi gelecekti bana.
Plan bulundu ve yola çıktım.Şaka maka bileti aldım.Kimseye çok açıklama yapmadım.Sadece kız arkadaşıma dediğim şey iş olanağı sağlanabilecek bir durum olabilir. Yol boyunca çok düşündüm.Bu kadını tanıdığım tek şey;ismi,bekar olduğu ve erkek kuzeni ile yaşadığıydı.Onun dışında ne kadar iyi tanıyordum ki.Birden karar vermem bana ne kaybettirebilir ki dedim sonra içimden.Yol bitti ve ben Ankara’ya vardım.Aradım kadını ve evinin yerini öğrendim.Sonra ilk gördüğüm bir taksiye bindim ve yolu tarif ettim şoföre .Hala içimde derin korku ve kuşkular yatarken artık çok geç olduğunun farkındaydım’da.Acele edilmiş bir karar mıydı?Düşünemedim yeterince düşüncesiz idim.Neden geldiğimin bir sebebi vardı.Ama ne kadar doğruydu?
Taksiden indiğimde resmini ve kamerada gördüğüm kişinin ta kendisiydi, karşımdaki.Bazen kamerada ve resimlerde gerçek görünüşlerden çok farklı olabiliyor karşımızdaki. İlk sohbetimiz küçük bir merhabaydı. Eve girdiğimde kapının arkasında beliren kocaman bir doberman köpek karşıladı beni.Sonrası bir korku film tadındaydı sanki.Evin hiçbir kapısının, kapı kolu yoktu.İçeri girip kapıyı kapatamıyorsun.Bir lavabo ihtiyacı görmek istediğimde kapıyı kapattım,ama çıkarken açamadım.Dışarıdan birinin açması gerekliydi.Bunun sebebini sordum.Aldığım cevap köpek yaptı oldu.
Sonra benim için hazırlanan sofrayı görünce biraz olayları akışına bırakıp sohbete daldık.
Sohbet uzadıkça içki içilmesi teklifi geldi.İçki ben için asla hayır denmeyecek en hassas tahrik konusudur.(Ne işe yarıyorsa kafamın güzel olması)Herkesin hayır diyemeyeceği bir konu oluyor.Ama temkinli davranmaya özen gösterdim.Nede olsa hiç bulunmadığım bir ortam ve insanlar vardı.Alındı nihayetinde içki,dolduruldu bardaklar.Yudumlar başladı.Sohbet ilerledi.Kuzenim dediği adamın,yemediği halt kalmamış.Adam anlattıkça olayları korkmamak elde değildi.Birden ben nerdeyim oldum ama, artık takside olduğum zaman diliminde’de çok geçti saat.Hava kararmıştı iyice.Kadın uyumak için misafir odasına geçti.Ev zaten 2 oda bir salon şeklindeydi.Kadının yatak odası misafir odası ve küçük oda.
Bende bir şekilde dinlenmeliydim artık. Adama nerde yatmam gerektiğini sordum. Adam kadının yatak odasını gösterdi. Gittim,uzandım ama bir türlü uykuya dalamıyordum.İçimdeki ses uyutmuyordu.Bir o yana bir bu yana döndüm durdum.
Bir ara dalmışım. Daldığım o arada bir nefes,bir hareketlenme beni yatağımdan kaldırdı. Yanımda adamın varlığını hissettim.Bir ani refleks ile adama müdahaleye geçtim.Adam lambayı yakıp beni tanımaz bir halde,suratıma bakıyordu.Beni görünce o kadın olmadığımı anlayıp özür diledi.Sonrada olayı büyütmeye gerek yok deyip içeri odaya geçti.O an kalbim yerinden oynuyor,elim ayağım tutmuyordu.Olduğum yerde,sadece telefonum vardı yanımda.Sarıldım, kız arkadaşımı aradım.Ona anlattıkça biraz olsun rahatladığımı hissettim.Kız arkadaşım korku içinde ne diyeceğini bilemedi.Abla,arkadaş ve iş konusu adı altında geldiğim bu evde,başıma daha ne gelebilirdi ki diye düşünmeye başladık.Böylece uykumu’da açıyordum.Sabaha kadar uyumadım.Çünkü kız arkadaşımda bende korkmuştuk.Uyuya kalmak ben için risk olabilirdi.
Sabah olduğunda,kadını çırılçıplak karşımda gördüm.Gözlerime inanamadım.O haliyle günaydın dedi,umursamaz bir edası ile.Bende günaydın diyerek direk lavaboya girdim.Önce o şoku atlatmak üzere yüzümü yıkayıp sonra hazırlandım hızlıca.Neden çıplaktı?(Anlamış değildim ve anlamak istemedim.)
İş yerlerine gidiyorduk.Yolda ilerlerken hiçbir şekilde adama bakmıyordum.(Şimdi diyeceksiniz ki neden hala onların yanındasın,sabah olmuş gitsene.Cevabım;maddi anlamda tükendim, gelecek olan parayı beklemek zorundaydım ve merakta ediyordum iş yerini, sonuçta gelme amacım iş arkadaşlık idi)İş yerlerine geldik.Kahvaltılık için bir şeyler hazırlandı.Yediğim tek şey peynir ekmekti.Üzerine yaktığım sigaraydı beni doyuran.Miğdem kabul etmiyordu nedense hiçbir şey.
Ben sigara içerken adam aniden dışarı çıktı.Kadınla yalnız kaldık.Kadın bana yaşamındaki tüm çaresizliklerini anlatmaya başladı.O anlattıkça,kafamda bir soru işareti belirlendi.Sormak isterken hep araya başka konular girdi.Birden kadına;kuzeninin geceki bana karşı yaptığı olayı söyledim.Kadın ilk bir sustu,tepki vermedi.O an içeri adam girdi.Direk adamı alıp dışarı çıkardı.Adamın yüzüne karşı konuşuyor,resmen hakaret ediyor gibiydi.O an tepkisiz ve nefes almamaksızın izliyordum olanları.Birden duruldu aralarındaki tartışma.
Kadının evine doğru yürüdüğünü fark ettim. Adam sinirli bir şekilde içeri girdi, elinde ne varsa yere atarak bana defolup gitmemi söyledi.O an toparlandım. İş yerinden çıkarken iki çift laf söyledim,çektim kapıyı çıktım.Söylediğim sözleri anlamasını beklemeden yürüdüm.Çaresiz bir şekilde olan olayların üzerine gidiyor gibiydim resmen.
Yürürken kadının evini bulunduğu yolu hatırlamaya çalışıyordum. Daha önce Ankara’yı çok gezmemiştim. Kadını aradım. Yolun tarifini isteyecektim, lakin açmıyordu telefonu. O sıra yağmur atıştırmaya başladı. Yağmurun hızlanmasıyla birlikte bir yerden evin önünü anımsadım. Apartmana doğru ilerken, kadın aradı.
Nihayetinde evi bulmuştum artık. Kapıyı çaldım. Uzun bir bekleyişten sonra açıldı.İçeri girdiğimde,kadın akşam ki kalan içkiyi içiyordu.Sordum;olay nedir?Neden birden tartışma başladı aranızda diye.Anlatmaya başladı.Asıl hikaye;kadının kuzenim dediği o adam kadının kocasıymış meğer=) beni gerçekten iş için çağırmış, amacı farklı değilmiş.Lakin kocasının tepkisini düşünememiş.Kocası benden önce bir çok eve gelen kişileri kullanmaya çalışmış.(Kadın arkadaşça ve dostça hep birine ihtiyaç duymuş.)Ama bende herhangi bir kullanma olayı olmadı,sadece tepkime karşı odadan dışarı çıktı.Sanırım isteğini sadece benden alamadı.Kadın kocasının bu durumuna karşı,defalarca olan olaylara rekabetten ders almamış.Nasıl anlatmalı size;
Kadının kocaman bir yalnızlığı vardı, gözlerinde. Hayatındaki sahteliklerden bıkmış, sadece mecburi olduğu bir hayatı vardı yaşadığı. Tüm özgürlüğü alınmış, tüm kadınlık duyguları yitirilmiş bir bedendi onu taşıyan. Gözlerinde umudu yaşatan tek şey o anki bakışlarımdı gözüne. Bana bakıp konuştukça, kendimi tutamadım onunla birlikte bende ağladım.Göz yaşlarını akıttıkça gerçek kişiliğine bürünüyordu yüzü de sanki.
Bir ara uzandı kadın kanepeye.Bende olduğum yerde sızmışım.Birden kapının acı acı çalışını duydum.Resmen yumruklandığını fark ettim kapının.Kadın birden sıçradı olduğu yerden.Eline telefonu aldı polisi aradı direk.Olduğum yerde dondum resmen.Elime sigara paketimi alıp,hiçbir şey yokmuş gibi sigaramı yaktım sadece.(Soğuk kanlılığın bu kadarı olsa gerek=))Çünkü o an ani bir korkunun verdiği hissi yaşamaktan kaçtım.Nasıl anlatmalı o anki duygumun tarifi yok.Düşünebildiğim bir durum yok.Aklıma gelen bir kaçışta yok.Ev zemin kat ve her yeri demir parmaklıklı şekilde korumalı ve başını dışarı çıkaracak şansında yok.Hoş demir parmakların bir iyi yanı adam rahatça camdan girememesiydi o an.Kadın polisten ihbarını çok geçmeden geri aldı(çünkü evin içinde başka bir durumda vardı sonradan dank etti kafasına diye düşünüyorum).Ben sigara içerken duydum odada.Birden elime aldığım gibi telefonu sarıldım 155’e.Hayatımdaki ilk kez kurduğum cümleydi söylediklerim telefonda-Hayati tehlikedeyim,acil az önce ihbar edilen yere müdahale edilmesini istiyorum,diye.İhbar edilen no şu deyip kapattım telefonu.
Çok geçmeden polisler yığıldı kapıya.Ama evden çıkılacak hiçbir olanak yoktu.Kapı yumruklanmadan dolayı açılmıyordu.Kilit göbeği kırılmıştı.Pencerelerin her biri demir parmaklıktı zemin kat olduğu için.O anlarda ben kadına yalvarıyordum evin başka ,bir yeri vardır beni oradan sal gideyim diye.Kadının bana karşı o bakışını ömür boyu unutamam.Bana –sende gidiyorsun,ben hep göndermek zorunda kalıyorum dedi.O an – sende gel benimle,kendine baştan hayat kurmanda yardımcı olurum dedim.Cevap her şeyin kilit noktasıydı.-Gelmem diyemem ama gelemem ki dedi.
Gözlerimi etrafa dikerken o an, birden köpek kulübesinin olduğu balkonu fark ettim mutfakta.Balkon kapısının anahtarını istedim.Kapıyı açtım direk eşyalarımı fırlattım dışarı,son kez kadına baktım.Gözlerinde ölümü gördüm sanki.İçten haykırışlarını duydum.Bağırıyordu gitme kal diye.Dayanılması güç bir durumdu.Birden kulübenin üstüne çıktım ve zıpladım.Birine ihtiyacı vardı evet ama ona ihtiyaç duyanda biri vardı.Adamın tüm bu kişiliği kadının tarzı da olabilirdi.Yada ben çok iyimser düşünüyorum.
Artık özgürdüm.Dışarıda balkonlara çıkmış meraklı komşular vardı.O an hepsinin merakına şahit olmak ne tuhaf bir şeydi.Karakola gidip gerçek ifademi sakladım.Yalan bir ifadenin altına imza attım.Bunu sadece uğraşmak istemediğimden ziyade kadını düşünerekte sustum.
Şimdi bu olayı düşündükçe;hayatıma yön vermekte zorlanmıyorum artık.Eskiden olan sabırsızlığım kalmadı,yapacak olduklarımın içinde.Birden karar vermelerimin yerini,uzun düşünceler kapladı hayatımda.Artık insanlara bir gözle değil,iki gözle bakıyorum.Güvenmek çok ayrı,inanmak çok ayrı olduğunu anladım.Arkadaşlar her şeyi geçtim,sadece ışık tutmak istediğim konu;hayatımıza alacağımız veya hayatlarına dahil olacağımız kişilere dikkat etmemizdir.Diyemem yüz yüze gelmeyin diye,biliyorum ki bende bunca şey yaşamama rağmen birine inandığımı anladığım an gidecem=)Ama körü körüne değil,gerçekten inanacağımız kişiler olsun.Ben bile bile lades diyenlerden oldum hep=) İnandıklarımdan değil de inanmak istediklerimden kaybettim.Sizler inandıklarınız uğruna savaşın.İnanmak istediklerimiz hep birer hikaye aslında.
Ayrıca güveneceğimiz tek kişiler ailemiz olmalıdır. Aileme kızdım da ne oldu.Gene sarıldığım tek kadın annem oldu.Özgürce kendimizi yaşamak demek,kaçmak demek değilmiş onu anladım.Yada sevgilimizle sorun var deyip alıp başımı gitmekte değilmiş her şey.Kalıp mücadele etmek daha iyimiş.Ama bunu önce sınav sonra ders alarak öğrendim ne yazık ki hayattan.Önce notu mu aldım sonra çözüme ulaştım.


Dipnot=Her özgürlüğün bir sınırı vardır. Sınırsız olan özgürlük, kaybolmaktır.


Özgür KELEBEK



Tarih: 08.11.2012

Okunma: 2771
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: Parmak_KadiN
Merhaba, öncelikle başına daha kötü bir şey gelmediği için sevindim, çıkardığın derslere de... Ancak bir şey dikkatimi çekti bu yazıları buraya koymadan önce son bir kez okumuyor musun? Zira yazım ve imla hatalarıyla dolu. Bu eleştirimi dikkate alacağını bildiğim için yazdım. Görüşmek üzere Özgür Kelebek

  Yorumlayan: Femina
Bu tür anıların yazıya dökülüp paylaşılmasının pek çok kişiye faydası olacağını düşünüyorum. Bana yazanlardan biliyorum, daha beterlerini yaşayanlar da var. İzmirden istanbula gelip tecavüze uğrayanlar...Ben onlara bu sitede tanışmışlarsa mutlaka bu sitenin adminine o üyeleri bildirmelerini söylüyorum.

  Yorumlayan: selma27
Yaşadığınız bir olayı bizimle paylaştığınız için,yazı düzenine ya da imla kurallarına bakmadım.Her zaman da,bakılması gerektiği kanısında değilim.Kasmaya gerek yok, diye düşünüyorum.Bu konuda bir eleştirim olmayacak =)Hatta konuşma diliyle bile aktarabilirdiniz.Araya Ankara şivesinden birkaç kelime serpiştirseniz,fena olmazdı hani.Çoğumuzda bu deli cesareti var zaten.Hatta `tanımadığın insanın yanına ne cesaretle gidiyorsun?` sorusuna:tanışmak için,cevabını veren insanlarız yani.=)Bir başkasının öğütlediği değil,bizzat yaşayarak öğrendiğiniz için;artık gülümseyerek anlatıyor olmalısınız.Büyüklere çok katılmam ama,hani `bin nasihatten,bir musibet yeğdir` derler.Yazılarınızın devamını bekliyoruz.Teşekkürler paylaşım için.

  Yorumlayan: hikayeci
Bence Ankara`ya gitme kısmına kadar çok da büyük bir sorun yok. Şansını denemek istemişsin. Ama alkol muhabbetiyle birlikte herif pisliklerini dökmeye başlayınca kıllanıp `Annem kalp krizi geçirmiş acilen dönmem lazım.` gibi bir bahaneyle oradan kaçmalıydın. Saat geç olabilir ama taksiler 24 saat hizmet verir. Gara gider varsa ilk otobüse atlar, yoksa garda sabahı bekler sabah dönerdin evine. Hadi bunu yapamadın, orada kaldın, adam da gelip taciz girişiminde bulundu. Sen hava aydınlanır aydınlanmaz, kimse uyanmadan niye basıp gitmiyorsun oradan? Risk almak güzeldir, bazen mucizeler armağan eder bize ama 2 kere 2nin 4 olması gibi mutlak bir gerçek varsa ortada, aldığın şey risk olmaz. Bambaşka bir şey olur.

  Yorumlayan: Pessimist
``deli cesareti`` diye bir kelime vardır aklıma ilk gelen buydu yazını okurken, yanlış anlamayacağını bildiğimden dile getirmekten çekinmiyorum.. bazen kötü hissediyoruz kendimizi evet, kaçmak da istiyoruz düşüncesizce ama seninkisi paraşütsüz uçaktan atlamak gibi bir şey.. benim içim mi fesat bilmiyorum ama daha başında kuzeni falan değildir o adam dedim kendime, böyle bir ihtimal gelmedi mi hiç aklına..?
bazı noktaları fazla dramatize edilmiş buldum yani anlatımını kastetmiyorum, kadının yaşantısı falan çünkü çaresiz kadın/ insan yoktur görüşündeyim.. yapılabilecek bir şeyler mutlaka vardır.. bir şeyler yapamayacağına inanmış insan vardır ki siz kendinizi parçalasanız da bir şey değiştiremezsiniz..
Geçmiş olsun Özgür Kelebek, kendine dikkat et ;)

  Yorumlayan: capricornus1978
Yazım ve imla önemlidir. Sebep? Konuşurken vurgular vardır - anlarsınız. Ama yazarken bunlar yoksa yazı anlaşılmaz. O nedenle önemli. Efendim, anlatımı bozacak kadar imla hatası varsa çekidüzen vermek lazım. Burada böyle mi? Tartışılır. Meramını anlatmış mı? Evet. Çok uzun mu? Evet, daha özet olsa iyiymiş. Profesyonel bir yazı mı? Biraz amatör duruyor. Bu eleştiriler kötü mü? Hayır, bizler ``sanal`` dostlarız bir yerde. Şöför nasıl ki trafik kurallarını bilecek, yazar da dili bilecek. He isterse uymamayı seçer mi? Elbette, her zaman özgür.

  Yorumlayan: zuhal
özet gecseydin hepsini okurduk güzel olurdu ...

  Yorumlayan: capricornus1978
Şimdi anladım sitedekilerin neden bu kadar sanala sardığını. Bu tür olaylar yüzünden gerçek insanlarla gerçekten tanışmak umudum gitgide kayboluyor.
Not. Nedense bizim kadınların kuzeni asla bitmez.

  Yorumlayan: Devran_Devran
Merhaba KELEBEK
Bir kere her şeyden önce genç bir yazarımız olduğunu göz önünde bulundurursak, yaşından çok daha olgun yazılar yazdığını görmemek mümkün değil. Lay lay lom yazılar yazmak yerine pek çoğumuzun başından geçebilen olayları dile getirdiğin için tebrik ediyorum seni. Bu yüzdende uzunluk, uslup, imla kuralları vs bunlara takılmayı doğru bulmuyorum. Onlar zamanla oturan şeyler ve senin yazılarında da giderek düzeldiğini izleyebiliyoruz. Burda çok önemli bir konuya vurgu yapıldığını atlamayalım lütfen. Olgun yaştakiler belki bir şekilde daha mantıklı düşünebiliyorlar ama genç arkadaşlarımız bu tanışmalar uğruna tecrübesizliklerinin kurbanı olup çok yanlış ortamlara girebiliyorlar. Hemen inanma güvenme huyları başlarına iş açabiliyor. Bu konuda birbirimizi uyarmalı gerekirse karşı durmalıyız. Özellikle genç arkadaşları uyarması açısından aydınlatıcı bir yazı olmuş. Emeğine, yüreğine sağlık..

  Yorumlayan: EceL
Özgür KELEBEK;
Dile getirmiş olduğunuz yazıda imla o bu şu kurallarından ziyade konuca çok iyi bir noktaya göz atmışsınız.Basınızdan gecen olaya tabiki üzüldüm ama anlatım tarzınızı kutlarım.Yasınızdan çok olgunlukta olan bakış acınız ise alkışlanmaya değer.Yazılarınızın devamını diler ellerinize sağlık derim.

  Yorumlayan: BOHEMLABOHEM
güzel yazı ufaklık daha da güzel olacak yazmaya devam


[Yorum eklemek için tıklayın]