Özgür Kelebek
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

KADINLAR, KADINLARIMIZ

Kadınlardan, kadınlarımızdan bahsetmek istiyorum, ama kısa ve öz olsun diyorum içimden. Ama biliyorum ki kısa ve öz bahsedemeyeceğim, çünkü ipin ucunu ne taraftan tutarsam tutayım bu ülkede kadınlar konusu kısaltılamıyor. Çok reklam ve resmi hazırlıkları yapmak istedim kadınlar gününe ait, ama hiçbirinin üzerine 1 cümle ekleyemedim. Ya az kalır ya da yetmez dedim. Diyorum ya sizlere, kadınlar ve kadınlarımız asla anlamlarını bir küçücük metne sığdıramadıklarımız.

Bugüne kadar kadınlarımıza yönelik şiddetin baş gösterdiği olaylara ait araştırmalar yaptım. Ben bu kadınlar günümüz de şiddette maruz kalmış onca kadınımızın, bir nevi sesi olmak istedim karşınızda. Maalesef güzel ve aşk dolu bir kadın yazmak için çok uğraştım. Ama yaşadığım ülke bana kadını sevmenin artık korumak olduğunu öğretti. Bir kadın olarak ta, korunmayı aynı zamanda.

Araştırmalarımda özellikle kadına şiddetin baskın olduğu zamanlar ‘din’ ön plana çıkıyor. Yerleşik gelen tüm dinlerin içinde bu baskıyı ve kadın erkek eşitsizliğini ve dayağı meşru kılan yazılar var. Kabile yaşamı süren topluluklarda kadına yönelik şiddet olmadığı gibi kadın bulunan obada yönetici güçtür ve kutsal bir varlıktır. Orta Asya Türkeri’nden, Afrika’nın derinliklerindeki kabilelere, Aborjinler’den, Amerika’daki yerli halklara kadar tüm yaşam modellerini incelediğimde ortay böyle bir sonuç çıktı. Dinler, kadını erkeği cennetten çıkartan ve şeytan ile işbirliğine giden bir varlık olarak tanımlar ve erkekler bunun diyetini de kendi Havva’sından yani eşinden, sevgilisinden çıkartır. Bu çektiğim çilenin nedeni sensin diyerek. Bu komik ama gerçek bir tespittir. Bilinçaltında sürekli olarak kadına şiddet ve cezalandırma isteği vardır. Bunu da kendisine hak görmektedir.

Sanırım adına demokrasi, sosyalizm, şeriat, krallık, diktatörlük her dersek diyelim önce bu rejimleri oluşturan sistemlerin içini de temizlememiz gerekir. Eğitim sistemlerini baştan aşağı değiştirip, şanlı tarihimiz kadar tarihimizde kaç güzel iş yaptığımızı, hangi sanatsal ve bilimsel gelişmeleri gösterdiğimizi, tarihin sayfalarına kaç sanatçı kattığımızı ve onların yaşamlarını öğretelim.

Kadın denince ilk akla gelen anne kavramı oluyor ve öyle kutsallaştırılıyor ki bu tanım ile kadın fakat sadece tanımlarda yer sözcük anlamına bakınca evin hizmetçisi, erkeğinin dişisi, çocukların anası, mutfağın aşçısı, çamaşırcısı, paspasçısı, temizlikçisi var oluşun temel direği oluyorlar anlayacağınız. Olmasına oluyorlar da sonrası da bu işin o kadar kolay değil hayat. Kadın evde eş iken,

dışarı çıktığında bedenlenen bir dişi olup civardaki erkeklerin ilgi odağı haline gelen bir meta oluyor. Tacize açık, şeytanın yoldaşı, kendisini cennetten çıkartan o şuh kadın halinde görünüyor birden. Tecavüzün, şiddetin, baskının, sahiplenmenin, emre itaat ettirmenin hak görüldüğü, tamamıyla erkeğin iki dudağı arasında gidip gelen bir kimlik haline dönüyor bir müddet sonra kadın.

Erkeğe her şeyin müstahak olduğu, kadının ise potansiyel olarak bu erkek talep karlığına hizmet için yaratıldığı bir dünyada kimin cennetinde yaşadığımızın açıklamasını yapmaya gerek yok diye düşünüyorum. Erkeğin istediği gibi kapanan kadının şunu deme hakkı yok, sen neden o gözle bakıyorsun bana ve diğerlerine ve senin neden aklın hep belinden aşağı çalışıyor. Hayat paylaşım ile yürütülen bir gerçeklik ise neden sen benim yanımda değilsin. Ben senin arkandan senin kapatman gibi var oluyorum… Korkular, edilgenlikler, teslimiyetler, sahiplenmeler, tutsaklıklar, baskılar, dayak, şiddet ve Kadın…

Bunları hepsini tek bir kimlikte toparladığımız da ise ortaya çıkan sonuç aslında apaçık ortada. Sonuçta gelinen noktada cinsel kimliklerin değil, insan olarak var olmanın tanımlarının yapılması gerekmektedir. Bizler halen kadın kimliğini sorgulamaya, ona ait hapishaneler kurmaya, kapatmaya ve erkekleri dünyaya getirdiği için cezalandırmaya çalışmaktayız. Hatırlayınız, yaşadığınız her olayda geri dönüp Yaradan’ınıza sitem etmektesiniz. Ona ulaşamadığınız her an ulaşabildiğiniz tek yaratıcı olarak yanınızda olan kadınlara içinizdeki öfkeyi kusmaktasınız. Sizi dünyaya getirdiği ve cennetten alıkoyduğu için.

Var oluş kadın ile başladı ve onunla sürecektir.

DİPNOT=

Bir kadını ortadan ikiye böl… Yarısı annedir, yarısı çocuk, yarısı sevgili yarısı aşk...

Duyanlar bunu bilmez, görenler anlamaz bunu! Yarısı rivayettir, yarısı gece.

Cemal Süreyya



Tarih: 06.03.2018

Okunma: 461
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

Yorum eklenmemiş

[Yorum eklemek için tıklayın]