Parmak Kadın
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

HER TELDEN HER DEMDEN

Merhaba,

Yoğun geçen bir dönemi atlattıktan sonra anca yazabiliyorum sizlere. “EVLENDİK” adlı yazıma gösterdiğiniz yoğun ilgi adına, çoğunu tanımadığım; iyi dileklerini, tebrik mesajlarını ileten herkese çok teşekkür ediyoruz sevdiceğimle. Yalnız olmadığımızı bilmek bu yolda bizi daha güçlü yapıyor o yüzden iyi ki varsınız!

Nikah olduktan sonra o ülkeye taşınabilmek için istenilen evrakları toplamaya başladık. Türk filmlerinde olduğunu gibi eşiniz gidip sonra sizi yanınıza aldıramıyor. Çoğu Avrupa ülkesi ülkesine girecek olan yabancılardan A-1 düzeyinde dil sertifikası istiyor. Size yazamadığım zaman zarfında bu dil kursuyla boğuştum. 2.5 ay süren dil kursunu 90 alarak, sertifikayı aldım. Bu sertifikayı aldıktan sonra konsolosluğa diğer evraklarla birlikte “oturum başvurusu” yapıyorsunuz. Başvuru için Nisan sonuna bir randevu aldık. Gittim. Önce evraklarda herhangi bir eksiklik var mı diye kontrol ettiler. Sonra görüşmeyi yapacağım yetkilinin olduğu odaya gönderdiler. Heyecan tavandı tabi yine bende. Adeta yabancı filmlerdeki hapishaneyi andıran bir odaydı. Görevliyle aramızda camdan bir bölme, her ikimizin önünde bir mikrofon ve evrakları camın altından ona verebileceğim bir bölme! Evrakları inceledi ve başladı ahiret sorularına. “ Ne zaman evlendiniz? Nikah nerede oldu? Nikahta kaç kişi vardı? Evlenme teklifi oldu mu? Olduysa hanginiz yaptı? Geleceğe dair planlarınız nelerdir? Eşinizin tam doğum tarihi nedir?..vs” Bu soruların bu kadar ayrıntılı olmasının sebebi tabi ki formalite evliliklerin önüne geçmek içinmiş. Bu soruları cevapladıktan sonra sertifikayı gerçekten hak edip mi aldım kontrol edebilmek adına birkaç soru da o dilde sordu. Kendimden emin duruşum, sorulara verdiğim sağlam yanıtlar sayesinde iyi geçen bir görüşme oldu. Hâlâ cevap beklemekteyiz. Eğer olumlu sonuçlanırsa 3 aylık geçici bir oturum veriyorlar ve o 3 içinde taşınmamız gerekiyor. Eğer yanıt gelirse de Temmuz sonu gibi gitmeyi düşünüyoruz. Şimdilik evliliğe dair gelişmeler bu şekilde. Devamı geldikçe yazacağım sizlere. (Detaylı görüşmek isteyen arkadaşlar yine özelden mesaj atabilirler)

Kaos GL derneği tarafından 9 yıldır düzenlenen Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında “Kadın Kadına Öykü Yarışması” düzenleniyor. Her yıl bir tema seçiliyor ve kadınlar öykülerini yolluyorlardı. Bu senenin teması “Bir Mücadeledir Aşk”tı. Yıllardır yazıp göndermeyi hep istedim ama nasip olmamıştı. Bu yıl da 1 Nisan son tarih olarak belirlenmişti. Yoğun tempomdan dolayı yetişememiştim. Ancak süre uzatılıp 1 Mayıs olarak belirlenmiş. 27 Nisan gecesi fark ettim tabi ben bunu… O gece bilgisayarın başına geçtim ve 3.5 saatin sonunda “Cihangir” adlı öykü ortaya çıktı. Her ne kadar istediğim gibi olmasa da sevdiceğimin gazıyla ertesi gün gönderdim. 2 hafta sonra öykümün “Nerdesin Aşkım Özel Ödülü” kazandığını bildiren bir telefon aldım ve ödül törenine davet edildim. Atladım gittim Ankara’ya… Ödülün adından da anlaşıldığı gibi öykümde mekan olarak Gezi Parkı’nı seçtim. Ödül töreninde yapacağım konuşmada ödülümü Gezi Parkı’nda hayatını kaybeden arkadaşlarımıza ithaf edecektim ki 2 gün önce Soma’daki katliam denebilecek üzücü olay meydana geldi. Ödülümü sesim titreyerek Soma’daki madencilere ve Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybedenlere adadım. Benim ve diğer arkadaşların da öyküleri Kaos GL’nin sanırım Ağustos ayındaki sayısında yer alacak. Ayıca 2008 yılında Sel Yayıncılık etiketiyle, bu öykülerden oluşan “Aşkın L Hali” adlı kitap çıkarıldı. Bu kitap 2. Baskısını 2012 yılında yaptı. Yakında 2. kitap çıkacak ve benim de öyküm “Meltem Bent-Cihangir” adıyla o kitapta yer alacak. İlgilenenlere duyurmuş olalım. Ödül töreninin ertesi günü “Homofobi ve Transfobiye Karşı Yürüyüş`` ü gerçekleştirdik. Her şey çok muhteşemdi. Buradan böylesine muhteşem bir etkinliği hazırladıkları için emektar Kaos GL çalışanlarına tekrar teşekkürlerimi gönderiyor ve azimlerinin önünde saygıyla eğiliyorum.

Her ne kadar geç kalmış olsam da size 2 tiyatro oyunundan bahsetmek istiyorum.

İlki Mekan Artı’da sahnelenen “80’lerde Lubunya Olmak” adlı oyun. 80lerde Lubunya Olmak, en genci bugün 50 yaşında olan dört Trans birey bize Türkiye de Lubunya olmanın genel ve özel tarihini anlatıyorlar. Oyunda deneyimlerini paylaşan dört trans birey bize kendi hikayelerini anlatıyorlar ve parklarda, üçüncü sınıf otellerde, randevuevlerinde, gece kulüplerinde, Pürtelaş ta, Bayram Sokak ta, Dolapdere de, sokaklarda, karakollarda, kışlalarda yaşamak için direnen, hayata delicesine tutunan ve çoğu zaman birbirlerinden başka sarılacak kimsesi olmayan Lubunya bireylerin gözünden bu ülkenin korkunç bir döneminin korkunç hikayesini gözler önüne seriyorlar. İzmir de faaliyet gösteren Pembe Siyah Üçgen Derneği nin 2012 yılında yayınladığı aynı adlı kitaptan uyarlanan oyun Ufuk Tan Altunkaya tarafından sahneye uyarlandı. Tamamen, gerçekleştirilen söyleşilerden oluşan metinde, hiç bir değişikliğe gidilmeden, trans bireylerin kendi kelimeleri ile sahne uyarlaması gerçekleştirildi.

Bu oyun için hâlâ şansınız var zira son oyun 7 Haziran 2014 Cumartesi günü saat 20.30’da Mekan Artı’da. Şiddetle gitmenizi tavsiye ediyorum. Zira sanki sahne yok ve o hayatın içinde seyirci değil de siz de onları yaşıyormuşcasına sizi içine alan oyunculuklar sergilenmekte. Emeği geçen herkese buradan tekrar teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum. “80’lerde Lubunya Olmak” oyunla ilgili bir makale linkine de belki göz atmak istersiniz: http://www.timeoutistanbul.com/tiyatro/makale/3276/80lerde-Lubunya-Olmak-oyun-ekibi-ile-r%C3%B6portaj

İkincisi ise D22 de sahnelenen “Bent” adlı oyun. 1976 yılında Martin Sherman tarafından yazılan Bent, yazarına ve dünyanın çeşitli ülkelerinde eseri sahneleyen oyunculara pek çok ödül getirdi. Yayınlandığı günden bu yana popülerliğini sürdüren Bent, Nazi döneminin üzerine gidilmeyen şiddet alanlarından biri olan cinsel kimlikleri nedeniyle ötekileştirilen bireyler üzerinden iyiyi, kötüyü ve özgürlüğü anlatıyor. Mesut Özkeçeci tarafından Türkçeleştirilen eser, Türkiye’de ilk defa D22 tarafından sahneleniyor. D22 topluluğu, oyunu neden seçtiklerini ``Bu oyun, normalin ne olduğunu, doğrunun ve iyinin ne olduğunu tartışıyor. Ayrıca özgürlüğün, her türlü baskıya ve şiddete karşı insanın içinde olduğu gerçeğini hatırlatıyor. Bu oyunu dün ya da bugün fark etmeksizin faşizmin zulmüne ve insanlık dışı her türlü muamelesine karşı olduğumuz için seçtik. Bent, bütün bu şiddetin içinde gerçek sevgiyi ve fedakârlığı hatırlatabilen bir oyundur`` cümleleriyle anlatıyor.

Sanırım bu oyun son gösterimini yaptı ama mutlaka aklınızın bir yerlerine not edin! Hayatımda görüp görebileceğim en muhteşem oyundu diyebilirim. Sevdiceğimle tiyatrodan çıktığımızda 3 saat hatta günlerce kendimize gelemedik. Oyunculuklar o kadar başarılı ki şok oluyorsunuz! Oyunla ilgili bir makale linkine göz atmak isterseniz: http://www.timeoutistanbul.com/tiyatro/makale/3458/Bent---Mesut-%C3%96zke%C3%A7eci-ve-D22-ekibi-r%C3%B6portaj%C4%B1

22. İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü bu yıl 29 Haziran Pazar günü yapılacak. Onur Haftası’nın bu seneki teması “Temas” olarak belirlendi. Lambdaistanbul’un evsahipliğinde bağımsız bir gönüllü çalışma grubu bizlere şöyle sesleniyor:

“Onur Haftası çalışma grubu olarak maddi destek için çağrı yapıyoruz. Tüm İstiklal Caddesi’ni gökkuşağına boyamak için bayraklara, dövizlere, lolipoplara ihtiyacımız var. Hafta etkinliklerimizi duyurabilmemiz için broşürler, afişler bastırmak istiyoruz. Tüm bunlar, hem haftanın hem de örgütlü LGBTİ hareketin görünürlüğünün artması için elzem ihtiyaçlarımız.

Bizler bu dünyaya sevmek ve sevişmek, görmek ve görülmek, direnmek ve kazanmak için geldik. Hazzın ve bedenin, arzunun ve emeğin, kimliğin, eylemin ve sözün üstünde hiçbir baskı kalmayana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Sizlerin de desteğiyle, mücadelemizi büyütmek istiyoruz.”

Destek olmak için linke tıklayabilirsiniz: https://www.indiegogo.com/projects/2014-istanbul-lgbti-onur-haftasina-destek-ol

Güzel bir yürüyüş olabilmesi için desteklerinizi esirgemeyeceğinizi umut ediyorum.

En yakın zamanda güzel haberlerle karşılaşmak dileğiyle!

Gökkuşağı renklerinde ferah kalın… NOT: Köşe yazımda kullandığım [email protected] adresi güncel olmayıp bundan sonra göndereceğiniz mailleri size daha erken dönebilmem için [email protected] adresine göndermenizi rica edeceğim. Geç döndüğüm mailler için tekrar affınıza sığınıyorum.

Parmak Kadın



Tarih: 05.06.2014

Okunma: 2307
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: umut_che
duruşu ve kalemini beğendiğim nadir kalemlerden parmak kadın sen bol bol yaz üçüncü gözün devamı gelmeli üzerine söylenecek çok sözler var sen yaz yapalım fiklr kavgalarını :)

  Yorumlayan: sessizkalp
Hangi ülkeye gittiniz? Prosedür aynı mıdır diğer ülkelerde de? Tekrar tebrik ederim.

  Yorumlayan: tirtil
ıh.! kımler buradaymış :))


[Yorum eklemek için tıklayın]