Ayşegül
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

Neden hepimizin derdi sevmek ?

Neden hepimizin derdi sevmek ve sevilmek olmuş ki? Neden hiç birimiz öteki olmadan yaşayamaz olmuşuz, neden bu kadar boşluk doldurma isteği var içimizde? Neden hep karşılık beklemek var hücrelerimizde? Ve neden elimizdekinin değerini bilmeden hep daha fazlasını istiyoruz? Niye illa “Elma da beni sevsin!” diyoruz? Hani çok asildik, hani karşılıksız iyilik yapardık, hani karşıdaki önemli değildi de biz sadece “o şeyi” kendimiz sevdiğimiz için yapardık? Bunların hepsi soru değil, bunların hepsi isyan, kızgınlık, kırgınlık, ve alınan her cevap ardından “Bir daha böyle olmayacak!” düşüncesi. Ama sonuç tabi ki öyle değil. Ve bence sonuca ulaşmaya çalışmak da doğru olan değil. Çünkü her gün değişiyor, gelişiyor, artıyor ve azalıyoruz. Her gün yeni kararlar alıyor, eskilerini uygulamaya çalışıyor, çoğunu unutuyor sonra da zorla kendimize uydurmaya çalıştığımız kalıpların içinde sıkışıyor ve daha kötü bir kalıba giriyoruz. Öyle ki yeni olanın dikenleri, sarılırken acıtan bir kucağı var. Bir kadına aşıkken başkasıyla olma çabasıyla aynı. Mümkün mü bu, bizim mi elimizde neyin nasıl olacağını zorla uydurmak? Ee epeki napacağız dediğinizi duyar gibiyim, çünkü ben de kendime öyle diyorum. Kendinize kalıplar koymaktan vazgeçin, her olaydan önce, güzel ya da çirkin bir durup düşünün. Sinirlendiğinizde sabretmeyi deneyin, aşık olduğunuzda yavaş yaşamayı. Evet hiç kolay değil, başarmak diye de bir şey yok zaten ama şöyle düşünün, sinirlendiğiniz bir olay 10.kez başınıza geldiğinde artık çok daha yavaş ve mantıklı karşılık veriyorsunuz. Ya da aynı sebepten çok sevdiğiniz aşklarınızı, arkadaşlarınızı, dostlarınızı kaybettiğinizde bundan gereken dersi almayı öğreniyorsunuz. Yani ne kendinizi eğitmenin, ne sabrı öğrenmenin ne de kendi kendinize yetmenin bir sonu yok. Olmaması da doğru olan zaten. Ve ne zaman “Tamam! Öğrendim artık.” Deseniz, yeterince öğrenmediğinizi size gösterecek yeni bir şeyle mutlaka karşılaşacaksınız. Ne zaman “Ben bunu yapmam!, Ben artık düzeldim, ki düzelmek diye de bir şey yok çünkü doğru yanlış olan sadece size göre olmalı, ben artık…” diye başlayan cümle kursanız, emin olun onu mutlaka yaşayacaksınız. Bu yüzden sınırlar koymaya, sürekli kalıba girmeye çalışmayın. Sadece yaşayın, elinizdekinin değerini bilmeyi deneyin, hep daha iyisini deneyin mesela, ve kendinizden başka rakibiniz olmasın. Ha ben böyle düşünüyor, yazıyor ve yaşıyor muyum? Tabi ki hayır. Ama hep daha iyisini öğreniyorum, hep daha sabırlı olmaya çalışıyorum ve hep daha fazla aşk istiyorum. Ve “iyi” dediğim her şey de her geçen gün farklılaşıyor, değişiyor. Sadece ne kendinizi ne de karşınızdakini hafife almayın. Ayrıca hayatı zorlamayın, hayat sadece anlardan ibaret der Jorge Luis Borges. O yüzden anın kıymetini bilmeyi deneyin.

Ben hala deniyorum, uğraşıyorum ve varmak istediğim bir yer yok. Sadece hep bir adım ötesi var. O yüzden yazdıklarımı “sen çok mu biliyon” diye hem okuyun hem okumayın. Çünkü herkesin doğrusu kendisine ama ben okuduğum bir çok yazıdan yeni bir şey öğreniyorum, amacım size bir şey öğretmek değilse bile baktığınız noktayı değiştirmenize sebebiyet sunmak. Umarım işe yarar.



Tarih: 24.08.2014

Okunma: 2430
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: sevdadal38
harıka

  Yorumlayan: summer123
tebrikler mamut ::D

  Yorumlayan: Albus
@huminimikaybettim: ben sizin rumuzu hunimi kaybettim diye okuyormuşum- önce bir özür :) -

Akabinde eliniz istediğiniz yere değebilir. (Şakaydı)

Sonrasında bu bahsettiklerim bize üniversitede okutulan Davranış Bilimleri dersinden. İnek değildim ama çok sağlam ders dinlerdim.

Günlük hayatta bu ``kendin gerçekleştirme`` şeysini deneyin, örneğin hastanelerde refakatçi saati değilken içeri girebilirsiniz; kapıdaki güv. görevlisinin kendisini gerçekleştirmesine müsaade ederseniz size izin verecektir (hemen git yap demiyorum gel önce nasıl yapılır anlatayım :)).

Elmaya gelelim; elma beni sevmek zorunda... aksi takdirde ben sevme sevilme içgüdümü gerçekleştiremem aç kalırım: bundan sonra önümde iki yol var ya elmayı zorla alacağım ya da başka bir şey yiyeceğim.

Elmayı zorla almaya gücün yetiyor mu? Bakınız ağalık sistemi, tecavüz,kız kaçırma, taciz... Bu durumda modern toplumlarda devletin kolluk kuvvetleri sizi engeller ya da eğer böyle bir yasal kalkan yoksa kimin gücü yetiyorsa elmayı o yer.

İkinci yol ise elmasız kalırım, zorla alamam o da beni istemez. Burada yol yine ayrılıyor; ya kendimi kederime açlığıma mahkum ederim zayıflar saplantı hastalığına tutulurum ya da medeni insanlar gibi elmanın bu kararına saygı duyar unutmaya çalışır ve armutla tanışırım. Kastettiğim buydu.

Buna bu şekilde bakmak saplatılı aşık olmaktan sizi korur. Dünya insan ilişkileri tarihinde sizi sevmeyen bir elmaya ısrar ederek kendini sevdirmiş bir adem evladı bulunmamaktadır.

Etrafınızdan görürsünüz, yapışır... sms atar olmadı whatssaptan yazar, arar, skypte habire arar... lan bi dur! En son elma bunu olabilecek her şekilde engeller- bizimki de bulduğu her delikten kafasına göre küfreder kafasına göre arabekse bağlar.

Bunun ilkel insan davranışı olduğu konusunda umarız hepimiz hemfikirizdir.

Elma sizi sevmeyebilir. Sizinle denemiştir, bir iki ısırık vermiştir- hoşlanmamıştır ve kendince kibar biçimde ayrılmıştır.

Artık eğitimli bir insana düşen bu mesajı almak ve yeni armutlara doğru yola çıkmaktır.

  Yorumlayan: asilyurek999
doğru söylemişin katılıyorum sana....

  Yorumlayan: hunimikaybettim
Teşekkür ederim de her yeri de doğru değildir yahu? (: Yani olmamalı bence.

  Yorumlayan: Pira
Daha fazla ask istiyorum diyorsunuz..sonra da elinizdekilerin kiymetini bilin...tuketici oldu insanlar ve ask ya da sevgiler de tuketiliyor...zaman eskisine gore daha hizli akiyor, insanlar telasli, devir, carklar, duygular daha hizli donuyor. Bu donuste insanlar allak bullak oluyor, daha iyisi derken duygular tukeniyor, posasi kaliyor geriye o da kimseye yaramiyor. Tuketen toplumdan uzak kalmak belki de sadece radyonun oldugu doneme geri donmek gerek. Ulastikca kolaylikla, bilgiye, sahte ilgiye, paylasimlara, ask ve sevgi sanilan oysa egonun tatmin edilmesinden ibaret olan duygulara kendimizden uzaklasiyor, yabancilasiyoruz.

  Yorumlayan: Albus
İnsanın açlık, seks vb gibi temel dürtülerini bilirsiniz; bunlardan biri de ``kendini gerçekleştirmek``tir. Yani toplumda kabul görmek, sevilmek; bir sevgili ile karşılıklı olarak sevmek-sevilmek... Şimdi temel dürtüler bir yere kadar kontrol edilebilir üst benliğiniz tarafından. Ama bir noktadan sonra artık dizginlenemez. Giderilemezse de malum davranış bozuklukları ortaya çıkar. İşte bu nedenle de ben elmayı seviyorsam elma da beni sevmeli- aksi takdirde kendimi gerçekleştiremem. Gider armutla şansımı denerim :)

  Yorumlayan: hunimikaybettim
(Bir önceki yorumda elim yanlış yerlere değdi de :) ) ne diyordum.. ``bir daha asla..`` ile başlayan cümleler kurulmamalı. Hep daha fazlasını istemekle kastım bu aslında. Yoksa elimde değerli bir şeyler varken aç gözlülük uğruna onu kaybetmenin alemi yok. Ve bunların hepsi işin bencesi. Umarım kendimi daha iyi ifade etmişimdir. Ve tüketim.. Ne yazık ki hepsinin bana göre olan tek sebebi ``kendi kendine yetememezlik``.

  Yorumlayan: hunimikaybettim
@Albus , bunun psikolojik olarak sonuçları nedir gerekli bilgiye sahip değilim ancak kendimden yola çıkarsam elma, ben ona elma dediğim sürece orda zaten. Dediğiniz gibi elma da beni sevmiyorsa, hatta o bile beni sevmiyorsa elbetteki onu sonsuza kadar sevecek değilim. Ama eğer benim cümlelerim ``O beni sevmese de olur, ben zaten kendim için sevdim ki, kendim için.. kendim için..`` şeklinde devam eden cümlelerse o zaman hem bunları söyleyip hem de elmaya gidip ``Sen niye beni sevmiyosun lanet olasıca elma?!`` demek gibi bir lüksüm ya da isyanım olmamalı. Ama benim içinse her şey, ister elmayı severim ya da sizin dediğiniz gibi ``üff yetti artık, ben armuta gidiyorum`` derim (:

  Yorumlayan: umut_che
neden olmasın ki insan oğlu doyumsuz 1. toplumsal dejenerasyon haliyle bireyi yozlaştırmaktadır
2. biz eşcinseller çoğunlukda olmakla beraber insanlar değersizlik duygularıyla savaşmakta da ondan
3. ınsan doğası gereği kutsal olana müptela sunni şeylerle tatmin olamamakta da ondan şu acizliğimizi kendimiz gibi bir acizle bertaraf etme gibi bir yanılgının içindeyiz nedenler çok niçinler yok vs vs vs

  Yorumlayan: Lavien_Rose
Guzel soru.tebrik ederim :)
Ne olabilir? Sanirim arabesk kultur kokeni. Psikolojiye gore yetisme donemindeki terkedilme korkulari sonucu kendine guvensizlikle birlikte terkedilme korkulari cikiyor. Terk edilen kisi,arabesk kulturun davranis kalbini sorgulamadan alirsa, kendi sevgisinin ,askinin ne kadar ulu ve karsidakince harcanamaz olmasi gerektigi gorusune variyor. Ne kadar iliskinin devami icin zorlarsa orda aslinda kendi asskini yucelttigini dusunuyor ve kafasinda hizli bir sekilde yarattigi ask kavrami da realitede ask olmasa bile bu tur davranis dizisinde gercekligini surdurebilmis oluyor... Surekli onu dusunup,surekli onu yazmak aslinda biraz ego tatmini.
Bence insanlar felsefe ve psikoloji ile tanismali ve kendilerini gelistirmeliler.boylece kendilerine disardan bakabilir,yaptiklarinin mantiksizligi gorebilir.eger bunu gorur duruma gelirse de bu modeli sacma bulup birakabilir.
Hayat sadece asktan ibaret degil cunku.ama kultur oyle oldugunu empoze ediyor.ve herkes buna inanarak yetisiyor.ask filmleriyle buyuyen nesil illa o hayal aski ariyor. Buldugunu sandiginda da takintili durumlar olusuyor.
Kendini tanimak.baska hobiler edinmek, sosyal yasamaya calismak...felsefe,felsefe okumak edinmek derim...en onemlisi.

  Yorumlayan: Lavien_Rose
Guzel soru.tebrik ederim :)
Ne olabilir? Sanirim arabesk kultur kokeni. Psikolojiye gore yetisme donemindeki terkedilme korkulari sonucu kendine guvensizlikle birlikte terkedilme korkulari cikiyor. Terk edilen kisi,arabesk kulturun davranis kalbini sorgulamadan alirsa, kendi sevgisinin ,askinin ne kadar ulu ve karsidakince harcanamaz olmasi gerektigi gorusune variyor. Ne kadar iliskinin devami icin zorlarsa orda aslinda kendi asskini yucelttigini dusunuyor ve kafasinda hizli bir sekilde yarattigi ask kavrami da realitede ask olmasa bile bu tur davranis dizisinde gercekligini surdurebilmis oluyor... Surekli onu dusunup,surekli onu yazmak aslinda biraz ego tatmini.
Bence insanlar felsefe ve psikoloji ile tanismali ve kendilerini gelistirmeliler.boylece kendilerine disardan bakabilir,yaptiklarinin mantiksizligi gorebilir.eger bunu gorur duruma gelirse de bu modeli sacma bulup birakabilir.
Hayat sadece asktan ibaret degil cunku.ama kultur oyle oldugunu empoze ediyor.ve herkes buna inanarak yetisiyor.ask filmleriyle buyuyen nesil illa o hayal aski ariyor. Buldugunu sandiginda da takintili durumlar olusuyor.
Kendini tanimak.baska hobiler edinmek, sosyal yasamaya calismak...felsefe,felsefe okumak edinmek derim...en onemlisi.


[Yorum eklemek için tıklayın]