Simurg Nakrut
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

Kime güvenmeliyiz ?

Kime güvenmeliyiz ? Kime inanmalıyız ? Milyarlarca yılın sorunu mu güvenmek ?? Yoksa bir zihin karmaşası mı ?


Hadi bakalım beynimin içindeki soru yağmuru ve karmaşanın cevap haritasıyla, nacizane beyin karmaşıklığımın içinden çıkmadan, parmak uçlarımın vurgu darbeleriyle , biraz kendimi biraz da sizleri nakşedeceğim affınıza sığınarak …


Kişi, ben, sen, o, bu, şu, hepimiz hadi yap! Kendine güven ! Her ne olursa olsun kusursuzca
güvenmeyi bil, kaygı ve korkularından arın.

Çünkü ; Sosyal duygusal ve psikolojik açıdan güvende hissettiğimiz her dakikanın önemini bilmemiz gerekiyor. Önce kendimize, sonra da etrafımızda duran yüreklere, bedenlere, ruhlara; pışık hayatta yapmam!. demeee, yapacaksın tekrar ve de tekrars!... Kalk, kalk, kalk çabuk toplan ve toplandığın anda yeniden ve yeniden güveneceksin. Hayır ! Asla sakın deme, dur ve düşün. Şimdi okumayı bırak başla düşünmeye, en başından bütün ilişkilerini aileni, işini, çevreni, aşklarını hatırladığın kadar gözden geçir, kurgula. Her birinde nasıl bir sendin? Neler yaptın? Aslında ne istiyorken neler yaşadın yada yaşattın ?Çünkü her birimiz birbirinin yansımasını yaşıyoruz yaşatıyoruz. Bir dön ve bak hep aynı hatalardan mı yoksa farklı değişimlerle, farlı bir senle mi? Yanlışlarını yakala hapset. Tık tüm suçluları ve mahkeme salonunda yargıç olarak göreve başla. Hep aynı gidiyorsan eğer, unuttuğun bir şey var gibi gözden geçir ya da pozitif hangi noktalarda olabiliyorsun ? Yargıla her yönünü ve kendindeki o eksik parçayı bul . Sebepte sonuçta sende saklı. Bizler neyiz biliyor musunuz? İşte biz bana göre kinder yumurtanın canlı bir organizmaya dönüşmüş şekliyiz içimizden neler çıkacağını biz bile bilmiyoruz..   neyse ben şu felsefik ve sosyolojik beyin karmaşama devam edeyim …

Aslında Güven kelimesi; Büyüyen gelişen sosyal ve psikolojik olarak değişime açık olan toplumumuzda , belki de 20 ya da daha uzunca zamanların ardından yok oluşuna seyirci kaldığımız diğer duygusal travmalardan bir tanesi. Peki neden oldu bu? Neden seyirci kaldık ? Neden artık hiç bir şey eskisi gibi değil ? Şarkılar, filimler, manuel yapımlar bile eskisi gibi mi alahsen! Bak sen şu değişimlere; değerler,
inançlar ve de duygular. İnsanların beklentilerinin değişmesinin , yaşam amaçlarındaki farklılaşmaların ,
asimilasyonlar gibi etmenlerin güven-mek duygusunu tamamiyle mutasyona uğrattığına inanmaktayım.
Özellikle ikili ilişkilerde aslında tek aradığımız duygu, hissiyat, güven. Lakin güvenmek nedir ki? Nasıl bir
mutasyona uğratılmış olabilir ki ve neden artık hiç bir yerdeymiş gibi herkes onu aramakta ? Aslında benim,
senin, onun ve herkesin açısından baktığımızda, ilişkilerde olması gereken üç temel nokta var gibi gibi sevgi-saygı-sadakat . Sanırım bu bermuda şeytan üçgeninin içinde belirtilen duyguların hepsi yok olup gitmiş gibi yerine gelen ise şehvet, tutku ve yalanlar -üçlüsü aaaaaaa!!!! Yok yok bermuda şeytan dörtgeni
demeliyim ve karşınızda bahaneler, onlar unutulamazlar...   Neyse sonuç olarak hepimiz ve tabi ki
her birimiz, sevildiğimizi bilmek, saygı duyulduğumuzu anlamak ve tabi ki buna koşulsuz inanmak
istiyoruz. Peki bunun yanında her açıdan karşınızdaki kişinin size karşı hissiyatlarında ve davranışlarında
gerçekçiliğini hissetmek ya da böyleymiş gibi davransa dahi, onun bizim için gerçek olduğu düşüncesinde
kitlenip kalmak. Güvenmenin bir ilişkide ki faktörünün aslında aldatmaya yönelik yada yalanlar arasına
sıkıştırılmış hayatların evcilik oyunu olduğunun farkına varmanız gerekiyor….. Kendi yarattığımız dünyada
kendi mahzenimizde, gerçek dünyadan insanları almadan ( aile, çevre, iş ) yalanlar ve dedikodu
kazanının içinde bir oyun gibi benim evcilik oyunum. Herkesin karşı çıktığı, kabullendirmeye bile
çalışmadığım dünyamın içinde ki oyunum. Sadece ben ve benim gibilerin yer aldığı, evcilik oyunumuzu
yazıp, yönetip, oynamaktan çekinmediğimiz ve aslında olmak istediğimizi olamadığımız... her yerdeyiz, en
büyük yalanı kendimiz başlattığımız için yok ettik güven ve güvenmeleri. Zaten başlı başına güvensiz olan
biziz, sen gibi olanlar da aynı serüvenin içinde ve senin seçtiğin karakterlerle çarpışıp güvensizliği daha çok
artırıp kapana kıstırıyoruz tüm benliklerimizi. Aslında çok çok karışık ( ve inanın düşüncelerimin
içindeki bu karmaşayı en anlamlı dilde nasıl yazacağımı hiiçç bilmiyoorum) offf ffff işte tam da bu evreden sonra yaşatılan hislerin içinde kaybolup obsesif düşüncelerde yok oluyoruz . Hafiften kıskandırmalar kurguları çoğaltır, eski sevgililerin varlığının devamı içerde bir oyunu sergiler arada söylenen yalanlar vs vs vs vs…… Kurtuluş Ruhani ve bir o kadar da kafatası içinde oynanan, alt repliklerin karmaşık halde kişiyi ele geçirmesiyle içimizde ki güvene sadık kalabilmeyi başarmalıyız.

Kazanmadan önce ve kazandıktan sonra, hep aynı şekilde sevgi, saygı ve sadakati devam ettirebilmeliyiz. Yada hayatımızdaki insanları ne kadar tolere edebilirizi sorgulamalıyız ve zaten artık olmuyorsa çabalar, konuşmalar hep boşa gidiyorsa anlamalıyızki artık o kişi veya kişilerin hayatlarımızın içinde ki evresi bitmiştir, dahada fazla oldurmaya çalışmadan, gitmeyi bilmek gerek ..

Tabi ki bunların hepsi sözelde, kağıt ve kalemlerde öneri şeklinde, uygulamak bir hayli zor. Anlamak için çok emek, sonuca ulaşmak için yüzlerce yaran olmalı aslında, tek gerçek, tüm yara, bereler Güvenin sen olduğunu anlatmak için….

Güvenden sonra : Aslında İlişklerdeki en önemli kriter kişilerin davranış, duygu ve düşüncelerinde
istikrarlı olmaya çalışmalarıdır ya da ilişkide kişinin istikrarlı olmaması daha sonraki dönemlerde yaşanacak sıkıntıların habercisi de olabilir. Lakin bu iki taraf için de geçerli. Esas tespit şu; çok fazla beklenti içinde olmamak akıl ve ruh sağlığımız için en doğrusu olacak gibi, sonuç olarak sadece yaşanılanın üstüne yoğunlaşıp bir noktada çok gerçekçi ve net tavırlarla kim olduğumuzu anlatmak gerekli. Hepimiz farklı benlikler ve farklı yetiştirilme tarzıyla, farklı milyonlarca bilgiye ve hayat felsefesi ne sahip bir şekilde bu dünyanın içinde
yaşamaktayız. Kimse aynısının tıpkısı asla olamaz, bu yüzden ne istiyorsan beklemeden söyle, oyalama , yalanlarının ardına saklanma neysen o ol, kaçma kendinden ve asla iki taraf adına da zamanın önemini önemsizleştirme, bu nedenle de bazen kötü giden veya istediğiniz noktada gitmeyen bir ilişkide ısrar edilmesi sadece kişinin kendisini yıpratmasına ve sürecin daha da olumsuz olmasına neden olur. Belli bir noktada tıkanan ilişkilerde gözden geçirmek ve yeni çözümler üretmek karşılıklı oturup uzlaşmak en mantıklı çözüm gibi. Tabi ki herkes bu kadar açıklayıcı yapıcı ve anlatımlarında net olmuş olsaydı mükemmellik adına artık hiç bir konuda insanların çabalamasına gerek kalmazdı, hepimiz mutlu, hepimiz Gökkuşağının gülen suratları olurduk ve hiç hetero kalmazdı. Neyse konu itibariyle, ilişkilerde güvenin temeli aynı zamanda karşındakine değer vermekten de geçiyor (tabi ki aynı frekansta o enerjiyi yakaladığımız an). Fakat farkında olsakta olmasakta, kendi davranış ve tutumlarınızla başkalarının davranış ve tutumlarını kontrol etmemiz mümkün değil. Aynada yansımamızı karşımızda ki insanlarda görmemize imkan yok ikili ilişkilerde güven, kendini olduğu gibi kazanmak kaybetmek hesabı yapmadan ortaya koymak, kendini tanıtmak, biraz istikrar biraz da güvenle mükemmel tatta bir ilişki başlatma olasılığımız çok yüksek olabilir (benim kazandiğim çok güzel insanlarım var ordan biliyorum.) Tanıdığınız insanların sonradan değişmelerinin asıl nedeni sürekli olarak o iyimserlikle ilişkilerdeki tek kişilik rolün yüksek olmasından geçiyor da olabilir.. Sonuç olarak bazen, insanların hayatlarımızı darmaduman etmesine göz yumarız ve karşımızda ki kişiye hissettiğimiz duygularımızı kullanmasına da müsade ederiz. Sınırlarınız olmalı hisleriniz ne kadar kuvvetli olursa olsun o sınırlarınızdan taviz vermeye başladığınız an kolunuzla birlikte tüm benliğinize çökerler inanın fazla özveri ve fedakarlık tek taraflı gittiği müddetçe hiç bir anlam taşımaz ve bütün anlamlarını yitirir..

Bizler şüpheci bir ailede yada çevrede yetişen insanlarız ve bu durum karşısında bir bireyin
partnerine yada çevresindeki bireylere güvenmemesi çok ilginç olmamalı. Zaten yaşadığımız hisler,
hissettiğimiz duygular çok fazlasıyla içimizde karmaşık ötelemelere neden olmuşken, güven bir embriyo
iken, hiç kimse kendine güvenmeden yaşarken, Sanki bir savaşın içindeyiz ve bu kadar güvensizliğin içinde sanki mücadele edecek bir ışıltı bekliyor uz ya da kocaman kanatları olan bir yüreğin kanatlarına saklanmak isteyen küçücük insanlarız ama kimse bize anne, baba, abla, abi,sevili olmak zorunda değil mızmızlıklarınızı, hayata karşı sürekli isyankar tavırlarınızı, sürekli dedikodu modundan da çıkmalısınız “sorun ben değilim, karşımda ki suçlu” deyip kendi davranışlarınızdan kaçtığınız sürece kendi yalanlarınızı kendi doğrularınız farz ettiğiniz sürece asla kendinize inanan ve güvenen insanları bulamayacaksınız. Hemen o kurban rolünden çıkın kandırmayın kendinizi zaten savaşmak yerine giyotinin altına yatan bedenlerle dolu dört bir yanımız..



Sağlık, Sevgi, Güven,Dostluk, Aşk, İnanç ve tüm pozitif gülümsemeler en gerçek ve en saf hali ile gökkuşağının altındaki tüm güzel yüreklilerin yanı başında olsun… Sevgilerimle, güven dolu bir dünya ve kendinin kim olduğunu keşfetmiş vizyonunu yükseltmiş insanlar, Işık dolu ruhlar diliyorum..



Tarih: 21.02.2016

Okunma: 1216
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: tiryaki84
Tam da bana uygun bir yazı olmuş :) Güven konusundaki felsefem şudur: Güvendiğin daģlara karlar yağdıysa sen de kay gitsin...
Sevgiler.

  Yorumlayan: N_BaRaN_ARSLaN
Herkes kadar insanım.Herkes kadar iyi,herkes kadar kötü..Kusurlarımı seviyorum artık;hatalarımı da,yanlışlarımı da..Kabul edecek olanın karşısındakini olduğu gibi kabul edebilmesi için,şartlara,zamana göre değerlendirmesi gerektiğini de biliyorum artık..Artık,kendimi sevmeyi öğrendikçe,önyargı denen adaletsiz illetin de,paranoya denen ve yapıcılığın kaili olan travmanın da prangalarından kurtulabileceğimi,özgür ötesi bir ruha sahip olabileceğimi biliyorum.
Doğal,samimi,kuralsız,prangasız yazılarınızı takdirle ve dikkatle okuyorum.Devam etmenizi canı gönülden destekliyorum.Kaleminize,emeğinize,yüreğinize sağlık..Saygılarımla.

  Yorumlayan: Albus
Elinize, kalbinize sağlık. Her yazınız gibi güzel.
_______________________________
Site teknik servisine not: Yazı tipi çok rahatsız edici. Az göz yormayan bir format olsa gözlerimiz acımadan okuyabilsek?

  Yorumlayan: LIberty
Kendi yarattığımız dünyada
kendi mahzenimizde, gerçek dünyadan insanları almadan ( aile, çevre, iş ) yalanlar ve dedikodu
kazanının içinde bir oyun gibi benim evcilik oyunum. Herkesin karşı çıktığı, kabullendirmeye bile
çalışmadığım dünyamın içinde ki oyunum. Sadece ben ve benim gibilerin yer aldığı, evcilik oyunumuzu
yazıp, yönetip, oynamaktan çekinmediğimiz ve aslında olmak istediğimizi olamadığımız... her yerdeyiz.....
- -------- -------- -------
Burada cok iyi yakalamissiniz..yalanlar icinde, zaman zaman bizim bile yabancilasan fanusun icindeki iliskilerimiz..
Oldurmaya calistigimiz, denedigimiz, elimizi tasin altina koydugumuz, tokezlemeyi goze aldigimiz iliskiler. Karsiniza cikar mi bunca yasanmisliktan sonra o omre deger kisi tamamen sans bu..ve tum engelleri asacak iki kisinin ayni anda carpan yurekleri, birbirlerine bakistiklarinda sukredecekleri bir iliskiyi yakalama ..kulliyen SANS suresi ne olursa...oldurmaya calismayin ve beklentilerinizin citasini dusurmeyin derim...tesekkurler paylastiginiz icin


[Yorum eklemek için tıklayın]