Aliye Aybüke Özdemir‏
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

Atlanan Satırlar

Aklımızın iplerini salmadık, kestiğimizi düşündüler fakat biz bağlandığımız uzuvdaşlarımızı kendimizden ötürü incitemezdik. Artık bağcık kullanacak kadar güvensiz ve delik deşik değiliz kanaatim.

Biz kaldırılamayacak kadar ağır kadınlar değiliz. Onlar hafifler, hafife alınmamızdan da bellidir bu zira alınmamamızdan bellidir.

Yalnızlığımızın açgözlülüğünü fırsat bilip, tecavüz edip kaçıyorlar ara sıra. Farkında bir teslimiyet bizim ki. Bu insanlar seviyordu da güya bizi! Di`li geçmiş zamanın ebesinden öcümüzü almak için can atabiliriz fakat zaman kaybı sancısına zaman telef edecek kadar intikam çekmiş olamaz canımız. Kaldı ki hepimiz Âdem’in yediği kırmızı haltın meyveleriyiz. Bizi günahkâr sayanlardan, tüm cemaati kandırıp secdede günah çıkartanlardan, özgürlük yanlısı olup bir başkasının özgürlüğünün ırzına geçen insanlardan daha mübareğizdir. Sevebilmeyi becerebildiğimizden taşlanmamız normaldir.

Dinsel fantezi kurmak kâbusa davetiye çıkarmaktır. Biz bunu fark edene kadar keyfimiz ızdıraba dönüşür. Hayatımızın libidosu düşerken yapılan mastürbasyonlar sonuç vermez. Düş zannedilene karşı hayal kırıklıkları vardır yaşamda. Bazen kâbus huzurdur. Azaltır arzuları ve düşe değer kazandırır. En ufak bir hayal gerçekleştiğinde huzuru bulabiliriz. Tüm beyazların karalar bağladığı ömrümüzde siyahın matemi yerine asaletini görebiliriz.

Hayatın inanç adlı bulmacası günler yaşandıkça çözülür. Atmosferde ki şüphecilik teneffüse heyecan katar. Sonuç arayışta ki boşluk hesabında sırlaşmışken; yanlış cevaplar neticesinde ki pişmanlık, filoloji bilmecesinde yola düşmeden kırılan su testisinde gizemini korur. Dobra dobra dünden bilindik yaşanmalıdır bilinmedik, tahmini yarın. Tahminde ki medyum kudretinin kaynağı ise tarihin tekerrür ibaresidir.

Hayat insanlardan her şeyini sakınır. Hayatın sakındıkları için sakladıklarıyla yaşar insan. Merakından meraklısına cimriliğin boy gösterisidir, şükürden yoksun bir ibadet şeklidir bu. Bakış açısı insanın duygularını tetikler. Namlunun ucundan zamana atılan mermi sadece geri getiremeyeceğimiz zamanımızı değil umudumuzu da öldürebilir. Bu görüş doğrultusunda ölmekte yeğdir aslında. Ara ara ölürüz zaten dirilmenin galibiyetini sürmek için. Bu keyfi sürerken direksiyona hâkim olmalıyız. Kendi doğrultumuzda yeni yollar yaratabiliriz yaşamda. Bir önce ki yolculuğunuzda ceset olarak zamana emanet bıraktığınız ruhunuzu ziyarete yeltenmemek gerekiyor. Arkamızı dönebiliriz elbette fakat yalnızca ilerlerken. Zaman bizden ömrümüzü çalarken biz anılardan sıyrılarak geleceğimizi kazanabiliriz ancak.

Satırlarda kaybolabiliriz. Kafiye tadar metnimiz, şiirleşir sabaha karşı. Matematiğimiz cehaletimizi simgeler o ziftli geceleri saymaya kalkarsak. Bu tümceler, atlanan satırların üstünden süzülen ahmaklar için itina ile zaman durdurur. Harflerin sevişmesinin sonrasında kelimelerin birbirine aşkla bağlılıklarını kıskanıp, paragraf gibi küfür ederek yatağımıza uzandığımız geceleri inkâr edemeyiz. Ve biz yine yatmadan evvel iki dua patlatıp bağışlanmaya yelteniriz. Ömrümüzü hiç yoktan dinimize bağışlayanda yine biziz.

Yemişiz dünyanın kestanesini! Bizden evvel defalarca yarılmış, yaşanmış sürekli. Bilmem kaçıncı elden ancak ısırabiliyoruz ömrümüzü. Bazıları için biz kâinatta kalabalık olarak yaratılmışız ve cehenneme adam gerekliymiş. Bence öncelikle bizi yakabilecek kapasitede odun gerekli, önden buyursunlar. Ağzımıza eşek kadar bir makas sokup açtıktan sonra çevirmek istiyoruz bu gerginliğimizle. Kusmak için zannediyorlar lakin biz Dünya’yı yutacağız, haberleri yok. Hayatta kalmak için ölmek ile ölmek için hayatta kalmanın farkı da budur sanırım.

Gelip vursalar kafamıza, kırsalar kâsemizi, gün göstereceğiz cümle âleme. Her kâseyi dille kaşıklamamak gerekir kiminin ki tehlikeli yerdedir.

Ve bahsi geçen şeytan, ateşli yaratık… Yaratılan onca tende yılanlaşan, reddedilemeyen kızıl sürtük... Senin satırını atlayıp anlamını kaydırmak ne haddimize? Haddi olanın varlığına şüphe duymadan sığınıyoruz.

Kaderimize el atıp bize `Kesin` demezsen yaşarız Tanrı`m. Kesecek uzvumuz mevcut değil yarattığın üzere. Olsaydı kesseydik yarısının içinde kalması olası, acı acı yakardı içini fazladan yarattığın. Yaratılana değil yaratana kalkar aslında bizim parmağımız. Bunların hesabını almak için sor sorunu bizi kaldır tahtana. Hani şu `iman` kelimesinin tamladığı tahtana...

Seni affettim Tanrı`m, bir kez daha satırını atlayıp kucağına oturuyorum. Durma hadi, öp beni en şefkatli tokadınla.

Ogan İnsan



Tarih: 13.06.2011

Okunma: 2100
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: IGLOO
Ogan İnsanÜstüdoğan.... Süpersin yine... zor ama süper...

  Yorumlayan: Parmak_KadiN
Tanrı`dan geleni inkar etmedik.. yaratılana saygı duyduk ruhumuzla.. o yuzden öteki olmadık mı insan katında?

  Yorumlayan: hayata2BirSans
Yazı güzel amenna da ben yazılan yoruma vuruldum. Süper :)

  Yorumlayan: inSan
Ağyarda senin için ecnebi sayıLır. DoLayısıyLa her düşünce kabiLesi kendi dışına öteki.`OnunLa benim aramda.` PsikoLojisinin gideri her daim var.

  Yorumlayan: TUBAM
ÇOK YÖNLÜ HİTAP.ÇOK GÜZEL TŞK EDERİZ İNSAN..

  Yorumlayan: siyahpapatya
` Tanrı`m affettim seni.. ` iyimiş..
gerçekten güsel yazı olmuş eline sağlık..


[Yorum eklemek için tıklayın]