Gece Demir
[email protected]
Yazarın diğer köşe yazıları ...

Bütüteç:    

AMEMUS

Bir odanın orta yerinde, mahremiyeti beyaz tüllerle çevrilmiş kırmızı bir yatak… Yatağın etrafında meraklı, iştahlı sanatseverler… Bir kadın… İç çamaşırı, deri çizme, dolayısıyla göz alıcı… Başka bir kadın: Üzerinde iç çamaşırları ile Şükran Moral. İki kadın nihayet yaklaşıyorlar, öpüşüyorlar. Sonrasında çıplaklık. Yatakta devam ediyor sevişmeleri. Sevişen iki kadın ve ‘dikizleyen’ sanatseverler. Bazı seyirciler terk ediyor Casa Dell Arte sanat galerisini… Fısıldamalar…
Tülün arkasında bir fotoğrafçı ekseriyetle çekim yapmakta. Yatağa tepeden ve arkadan bakan iki kamera aralıksız kayıtta…
Amemus… Şükran Moral çalışması. Geçtiğimiz yılki çalışmalarından biri…

Bu çalışmanın haberi, ülkemizin önde gelen bir gazetesinin internet sayfasında, ana başlık olarak yayınlandı. Okuyucu yorumları da tadından yenmiyordu:

-‘Ne bu şimdi! Bu mu çağdaş yaşamak, entel dantel takılmak? Rezillik’
-‘Ne kadar kolay: İnsanlar sapkınlıklarını sanat yaptım diye kapatıyor. Ne sanatı! Basbayağı seks yapmışsınız. O zaman ben de sanatçıyım.’
-‘Böyle bir şeye nasıl sanat denir? Hani kadın haklarını savunanlar nerdeler? Sorsanız Şükran Moral en koyu kadın hakları savunucusudur.’
-‘Ne sanatı? Konusuz film olmuş işte resmen. İnsanlar ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar artık. Rezillik ve de iğrençlik başka bir şey değil.’
-‘Ne bu? Koca bir saçmalık...Rezillik...Mide bulandırıcı...Ama sanat değil !!!’

Bana kalırsa ‘Sanat sanat içindir.’ O yüzden bu tarz şeyleri ahlak, mahremiyet, ar, mesaj kaygısı, toplum yapısı gibi şeyleri pek umursamadan genelde destekliyorum.

Gelen tepkiler ise çok beklendik… Herkesten yüksek doz esnekliği beklemek hayalî olur. Özellikle heykellerin politikacı emirleriyle yıkıldığı bir ülkede… Fakat tüm bu ‘salt’ sanatına rağmen, Şükran Moral’in çalışmalarında topluma dair gerçekleri sıkça ve açıkça eleştirdiğini söylemek yanlış olmaz. Yani bir şeye hizmet eden çalışmalar gibi göründü gözüme.

Moral, Aralık’ta verdiği bir röportajda “Amemus” ile amacının, seyircinin erotik bölgelerine sızmak olduğunu söylemişti.
Şükran Moral çağdaş, eleştirel bir sanatçı… Türk toplumunda kadına bakışı, kadının yerini eleştirmekten hiç çekinmeyen, alışılmışın hayli dışında bir kadın. Bild onun için “Türkiye’nin en cesur kadın sanatçısı” tanımını yapmış. Spiegel Online’da yayınlanan bir röportajında öyle bir laf ediyor ki, sanki cesaretin tanımını sorgulamaya itiyor:

‘Ben her zaman korkarım.’
‘Ne olacağını asla bilemezsin. Bu moktan korkuyla yaşayamam.’
‘Doğu toplumunda kadınlar ve kız çocuklarına olağanüstü bir nefret var,`` diyor. ‘Bu ikiyüzlü ve ortaçağlı bir şey’
‘Onlar kadın orgazmdan korkuyorlar. Onlar seks yapan kadından korkuyorlar. Pek çok erkekle yatmış kadınlardan korkuyorlar.’
Moral şu an İstanbul ve Roma’da çalışmalarını sürdürüyor. Karadeniz kıyısında, küçük bir kasaba olan Terme’de büyümüş.
‘Bugüne kadar kendini çarmıha gerdi, bir hamamın erkekler bölümüne gizlice girip videoya çekti, bir genelevi çağdaş sanat müzesine dönüştürdü. O avangart bir sanatçı. En büyük meseleleri cinsiyet, aile içi şiddet, baskı. Çünkü o bütün bunları hayatının çeşitli evrelerinde bizzat yaşadı.’ diye özetlemiş biri Moral’i. Sanatında; bellek, ötekilik, tabular, göç, fuhuş ve akıl hastalığı üzerinde duruyor. Onun sanatı ‘doğum’, ‘ölüm’ ve ‘defin’i kapsıyor.
‘Bordello’, ‘Hamam’, ‘Amemus’… Hepsinde araçlar farklı ama bütün eserlerde kadın ve çevresindeki şiddet, sömürü, baskı, erotizm temaları üzerinde durulmuş. Bazen genelev kapısında bir fahişe… Elinde ‘Satılık’ yazan dövizi ile meraklı ve hevesli erkek kalabalığının önünde arz-ı endam etmekte. Bordello’daki genelev sahnesi için şöyle demiş:
‘Ben küçük bir kızken; eğer çok çalışıp okumazsam, sonumun böyle bir yer olacağını söylerlerdi. Genelevlerden çok korkardım. Bana bu derece korku yaşatan yeri görmek, oraya gitmek istedim.’

Bazense bir hamamda karşımıza çıkıyor… Erkeklerin arasında ve çıplak… Bir çalışmasında ise bir ‘aile sofrası’* kurulu… Masa çok şık, zarif. Şarap bardakları, ince çini, gümüş ve çiçekler… İskeletten, uzun kuzguni saçlı bir kadın başköşesinde masanın… Masum görünümlü, genç kızlar masa etrafında beyaz giysileri ile süzülüyor. Tabak, bardak, çatal, bıçak ve şık peçetelerin arasında bir yılan, bir kasap bıçağı, bir tabanca, çok sayıda mermi, bir çekiç bulunuyor… Bu çalışmasına esin kaynağı olansa Türk gazeteleri, muhtemelen üçüncü sayfalar... Kadınların vahşice öldürülmesine ilişkin haberlerde, ismi geçen çeşitli suç aletlerini malzeme yapmış sanatına.
‘Bu kadına yönelik şiddet konusunda ‘ diye açıklamıştır bu işi. ‘Benim temalarım evrensel. Nerede olduğu fark etmez... Her yerde kadınlara yönelik şiddet var. Türkiye, İtalya, Almanya, Fransa…’

İstanbul ‘da, bacaklarını açmış çıplak bir kadının, kana bulanmış rahminin fotoğrafını sergilemiş bir keresinde. **Serginin açılışında bir adam yaklaşmış ona ve şöyle demiş: ‘S.kerim ben böyle şeyi’

Moral ise şöyle yorumluyor bu olayı: ‘Benim için, güzel bir iltifat oldu bu. O cahil bir adamdı ama dediği şeyi sevdim. Ben insanların, sanatı s.km.k istemesini istiyorum.’
Sürekli aktivizmi yerin dibine soktuğum düşünülmesin son zamanlarda… Kendime göre, yaptığının işe yarar, etkili bir şey olduğunu düşündüğüm mecra ve şahısları takdir ediyorum. Mesela, Şükran Moral günümüzün en değerli aktivistlerinden biri oldu gözümde.
Benim de aktivizmden anladığım tam da bu: Güçlü, çarpıcı, zorlayıcı, yakıcı ve cesur… Yani ben, insanların aktivizmi s.km.k istemesini istiyorum.

* http://www.spiegel.de/fotostrecke/fotostrecke-49005.html



Tarih: 15.11.2011

Okunma: 2813
Paylaş Face
Paylaş facebook
Blog
Paylaş Blogger
Frien
Paylaş Friendfeed
Mysp
Paylaş Myspace
Twit
Paylaş twitter


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları lezce.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, alıntılanan sayfaya aktif link verilerek kullanılabilir.



Not: Bu sayfalarda yer alan Köşe yazıları ve okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan lezce.com sorumlu tutulamaz.

  Bu yazıya ait yorumlar

  Yorumlayan: Boleyn
Bir erkeğin, kendisini rahatsız edecek derecede vurucu bir sanata karşı tek savunmasının ``s.kmek`` olması, erkeğin gücü nasıl algıladığını da gösteriyor-öcünü-intikamını neyle aldığını da... Penise bir silah muamelesi çeken bu topluma artık birileri dur demeli...

  Yorumlayan: MorKedi
Şükran Moral`ın çalışmalarının bir bölümü bana uzak olmasına rağmen, konu seçiminiz kesinlikle güzel. Ve yazınız, okuyan kişileri dünyada ve sanatta neler olup bittiğini öğrenmeye teşvik edici.


[Yorum eklemek için tıklayın]