tr en sk zh ru ro pl nl it fr es el de cs
AnaSayfa lezbiyen Haber lezbiyen Makale lezbiyen Seri ilan lezbiyen İtiraf lezbiyen Duvar lezbiyen Magazin lezbiyen Eğlence lezbiyen Astroloji lezbiyen Forum lezbiyen Sohbet  

Foruma hoş geldiniz


KONU [Forumlar] [Konular]
lezce Tarih : 27.03.2011 23:00:00

Üye
(2 Puan)

      Çok güzel bir aşk hikayesi...:
Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez…. Biri tipta okuyordu, öbürü

mimarl...ikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha

karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler.

Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konusacak cesareti bulmalari biraz

zaman aldi ama sonunda basrdilar. Ikisi de her sabah otobüse bindikleri

semtte oturmuyorlardi aslinda. Delikanli arkadasinda kaldigi için o duraktan

binmisti otobüse, kiz ise ablasinda…. Sirf birbirilerini görebilmek için,

her sabah erkenden evlerinden çikip, sehrin öbür ucundaki o duraga, onlarin

duragina geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra…



Okullarini bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu… Bazen

issiz, bazen parasiz kaldilar ama öylesine siki kenetlenmisti ki yürekleri

ve elleri hiçbir seyi umursamadilar. Ayin sonunu z
or getirdikleri günlerde

de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarinda da hep mutluydular. Zaman

asimina ugrayan, aliskanliklara yenik düsen, banka hesabinda para kalmadigi

için ya da tam tersine o hesabi daha da kabarik hale getirmek uguruna

bitip-tükeniveren sevgilerden degildi onlarinki… Günler günleri, yillar

yillari kovaladikça sevgileri de büyüdü, büyüdü… Tek eksikleri

çocuklarinin olmamasiydi. Zorlu bir tedavi sürecine ragman çocuk sahibi

olmayinca, “bütün

mutluluklarin bizim olmasini beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler

hayatlarina. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler… “Senin için ölürüm”

derdi kadin, simsiki sarilip adama ve adma “Hayir, ben senin için ölürüm”

diye yanit verirdi hep…

Bazen eve geldiginde, aynanin üzerinde bir not görürdü kadin, “Bir tanem,

kütüphanenin ikinci rafin
a bak….” Kütüphanenin ikinci rafinda baska bir

not olurdu, “Mutfaktaki masanin üzerine bak ve seni çok sevdigimi sakin

unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notlari okuya okuya

kosturan kadin, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdigi

çikolatalar, kimi zaman da pahali armaganlarla karsilasirdi… Aldigi

hediyenin ne oldugu önemli degildi zaten….

Hayat ne kadar hizli akarsa aksin, isleri ne kadar yogun olursa olsun hep

birbirlerine ayiracak zaman buluyorlardi bulmasina ama kirkli yaslarin

ortalarina geldiklerinde, daha az çalismaya karar verdiler. Adam, hastaneden

ayrildi ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye basladi. Kadin da mimarlik

bürosunu kapadi ve sadece özel projelerde görev aldi. Artik daha fazla

beraber olabiliyorlardi. Bir gün sahilde dolasirken, harap durumda bir ev

gördü kadin, üzerinde “satili
k” levhasi asili olan. “Ne dersin, bu evi

alalim mi?” dedi adama. “Bu viraneyi yiktirir, harika bir ev yapariz.

Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terasi olan, martilari kahvaltiya davet

edecegimiz bir deniz evi yapalim

burayi…” “Sen istersin de ben hiç hayir diyebilirmiyim?” diye yanit verdi

adam. “Amerika’daki tip kongresinden döner dönmez ararim emlakçiyi… Kaç

para olursa olsun, burasi bizimdir artik….”

Sadece bir hafta ayri kalacaklarini bildikleri halde, ayrilmalari zor oldu

adam Amerika’ya giderken.Her gün, her saat konustular telefonla. Gözyaslari

içinde kucaklastilar havaalaninda. Fakat birkaç gün sonra, kocasinda bir

tuhaflik oldugunu fark etti kadin. Eskisi kadar mutlu görünmüyor,

konusmaktan kaçiniyordu. Onu neselendirmek için, sahildeki evi hatirlatti ve

çizdigi projeyi verdi kadin a
ma hiç beklemedigi bir cevap aldi: “Canim, o ev

bizim bütçemizi asiyor. Sen en iyisi o evi unut…”

Mutsuzluk, mutlulugun tadina alismis insanlara daha da aci, daha da çekilmez

gelir. Kadin, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için

yalvardi adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat” diye dil

döktü bos yere… Yillardir sevdigi adam, duyarsiz ve sevgisiz biriyle yer

degistirmisti sanki. Ona ulasmaya çalistikça, beton duvarlara çarpiyordu

kadin, her çarpmada daha fazla kaniyordu yüregi…

Bir gün, çocuklugunun, gençliginin ve bütün hayatinin birlikte geçtigi

arkadasina dert yanarken, “Artik dayanamiyorum, sana söylemek zorundayim”

diye sözünü kesti arkadasi. “O, seni aldatiyor. Is yerimin tam karsisindaki

restoranda genç bir kadinla yemek yiyiyor her öglen. Sonra sarmas dolas

biniyorlar arabaya̷
0;.”



“Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanlari” diye bagirdi kadin. Onca

yillik arkadasini, kendisini kiskanmakla suçladi…. Ertesi gün, ögle vakti

o restoranin hemen karsisinda bir köseye sindi sessizce ve peri masallarinin

sadece masal oldugunu anladi… Kocasinin eskiden ayni hastanede çalistigi

genç çocuk doktorunu tanidi hemen. Bazen evlerinde agirladiklari kadina

nasil sarildigini

gördü adamin…



Aksam kocasi eve gelir gelmez, bazen bagirip, bazen aglayarak, bazen ona

simsiki sarilip bazen de yumruklayarak haykirdi suratina her seyi. Inkar

etmedi adam. Zamanla duygularin degisebildigi, insanlarin orta yasa

geldiklerinde farklilik aradigi gibi bir seyler geveledi agzinda ve bavulunu

alip gitti evden. Kapidan çikarken, “son bir kez kucaklamak isterim seni”

diyecek oldu ama kadin, “defolR
21; dedi nefretle…

Ilk celsede bosandilar… Modern bir ask hikayesinin böyle son bulmasina

kimse inanamadi. Arkadaslarinin destegiyle ayakta kalmaya çalisti kadin.

Adamin, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerlestigini ögrendi. Bazen yalniz

kaldiginda, onu hala sevdigini hissedince, aglama nöbetleri geçiriyor, askin

yerini, en az onun kadar yogun bir duygu olan nefretin almasi için dua

ediyordu.

Aradan bir yil geçti… Her seyin ilaci oldugu söylenen zaman bile, kadinin

derdine çare olamamisti. Bir sabah, israrla çalan zilin sesiyle uyandi.

Kapiyi açtiginda, karsisinda o kadini gördü. “Sen, buraya ne yüzle

geliyorsun” diye bagirmak istedi ama sesi çikmadi. “Lütfen, içeri girmeme

izin ver, mutlaka konusmamiz gerekiyor.” dedi genç kadin. Kanepeye ilisti ve

zor duyulan bir sesle konusmaya

basladi: “Hiçbir sey göründügü gibi
degil aslinda. Çok üzgünüm ama o bir

saat önce öldü. Geçen yil Amerika’daki kongre sirasinda ögrendi hastaligini

ve yaklasik bir senelik ömrü kaldgini. Buna dayanamayacagini, hep söyledigin

gibi onunla birlikte ölmek isteyecegini biliyordu. Seni kendinden

uzaklastirmak için, benden sevgilisi rolünü oynamami istedi. Ailesine de

haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerlestigimiz yalanini yaydi. Oysa ilk

karsilastiginiz otobüs duraginin karsisinda bir ev tutmustu. Tedavi görüyor

ve kurtulacagina inaniyordu ama olmadi. Gece fenalasmis, bakicisi beni

aradi, son anda yetistim. Sana bu kutuyu vermemi istedi…” Gözlerinden

akan yaslari durduramayacagini biliyordu kadin. Hemen oracikta ölmek

istiyordu. Eline tutusturulan kutuyu açmayi neden sonra akil edebildi.

Itinayla katlanmis bir sürü kagit duruyordu kutuda. Ilk kagitta, “Lütfen

bütün notlari sirayla oku bir
tanem” diyordu… Sirayla okudu; “Seni çok

sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”, “Senin için ölürüm derdin hep,

dogru söyledigini bilirdim.” “Fakat benim için ölmeni istemedim” “Simdi bana

söz vermeni istiyorum.” “Benim için yasayacaksin, anlastik mi?” son kagidi

eline alirken, kutuda bir anahtar oldugunu gördü kadin… Ve son kagitta

sunlar yaziliydi:

“Sahildeki evimizi senin çizdigin projeye göre yaptirdim. Kocaman terasta

martilarla kahvalti ederken, ben hep seni izliyor olacagim….”

 
 
 
CEVAPLAR


Şu an hiç cevap yok!


Sayfalar:


 
-----------------------------------------------------
Copyright©2008 - Lezce bir Kodme hizmetidir
-----------------------------------------------------


forum, chat, sohbet, haber, sinema, arkadaş, partner, muhabbet, odaları, odası, kanalı, itiraf, sitesi, siteleri.